Nereden Bilebilirdik Ki
nereden bilebilirdik ki
gözümüzün bir kıyısında, kuraklığın tutsak kaldığını
bu yüzden miydi en içli şarkılara ağlayamayışımız
alışkanlığımızdı belki
ölülerle vedalaşırken, merhametin saç telleri kadar azalışı
ve yükümüzü serinleştiren, güneşin saklanışı kahpe bir buluta
gök sevişmelerinde
dölleşirken o yağmur ve yağarken kirpiklerimize ağlar bilirdik hayali poyraz yemiş zamanı
oysa
acılara alışmışız
içimizi burkan tüm türkülere gülüyoruz şimdi
hep kadehi kırardık oysa
ateşi yalatan alkol gecelerinde
kaçak kaçak ağlarken, o meyhanenin tam göbeğinde
erkekliğimizin sınırlarını koparırken aşkımızın içini kavuran sırrı, utanmazdık da
herkes ağlardı zira karanlık yelkovana on birde vurunca
tanrıyı unutturan ışıklar kapanırken
ve düşerken gecenin maskesi o bardağa
ağlardık
gidenlere bu kadar alışmamışken gözlerimiz
ve secdeden vazgeçerken yüreğimiz ...