Nöbet Düşlerim
Diz kapaklarımdan eksik olmazdı yaralar
Oydukça kan çıkardı yaramdan
Kabuk bağlamazdım kolay
Dünlerimden kalma er dünler soluklarım
Çıra misali,
Yaşta yanar
Göç ediyor kendisinden, ulaşırken alevleri buluta,
Etimin yanık kokusu yayılan
Arafta kalmış
Arsız kıyametleri fersah fersah kucaklayan
Ayyaş kırmızının alaycı lekeleri
Salıncakta
Utançtan pis ak teni
Gömülü uğultusunda zeytin ağaçlarının
Demine konmuş sessizliğe nöbet düşlerim
Tohumlar serpiştirdim yağmur damlasına
Sokaklar garipti ıslaklığımdan,
Tenimiz gibi ıslaktı
Haykırdıkça gülüşlerin
Özgürdü kelimeler
Kabuk bağlardı yaralarım her baktığımda kahvesine gözlerinin
Uzaklarına kaybolurdum derinliğinde
Ama yoktun...
Sitemim yoktu soluğa
Benimdi yaralar alışmıştım kanatmaya.
Mazoşist yanım çıkardı baskın
Oy daha, biraz daha
Acıt...
Bahis oynardım kendimle,
Hangisinden çıkacak daha çok kırmızı
Ben miyim yok olan gözlerinde
Kaçıncı kaybediş saymadım bu oyunu
Kangren olmuş düşler
Hangi hayattın müsveddesi
Kıpırtı yok, tık yok
Yüklemsiz yazılmış cümlesi...
06.01.10