Nokta
İçtiğim bütün suları düşündüm.
Daha önce de
“Yediğim on yedi elmanın tadını sıyırdım ağzımdan”
demiştim sana.
Hatırla!
Bu kadar dünya, bu kadar insan…
Bir azizin bütün kitapları karalamasından
Daha karanlık bu dünya.
Işığa bak,
ışığına bak güneşin.
Ne kadar parlaksa
o kadar karanlık işte.
Acılarını sayar insan,
sonra sorular sorar.
Acılarını unutur insan,
önce cevapları aklındayken.
Saate bakarsın,
aynada yüzün yok;
konuşursun,
uyandığın bütün gecelerin sabahlarıyla.
Sen balığın iğneye duyduğu aşkla,
sonra öfkeyle bakıyorsun dünyanın sabahlarına.
İrkilme sen sevgilim;
bırak çarpsın rüzgâr pencereleri,
dalgalansın perdeler bayrak gibi.
Sen içini kuytuda tut
ve muhakkak gelmiş ol.
Şimdi sokakları kayıp sabahların;
sen yine de
tencerede gül kaynat,
koksun sokakları caddelerin.
Bir ağaç, gölgesi kadardır dünyada,
güneş doğunca gölgelerini de alır gelir ormanların.
Sen bu şiirde bahsi geçen kişisin;
alnının terini sıyırdığın ellerini,
soluk alıp verdikçe tutacağım sevgilim.
Noktasını neresine istersen koy bu sevişmenin.