Ölüm İstasyonu
tek selamlık saltanatım var koca dünyada, kibire ne hacet, mezar başında..
morarmış ellerimde her derdin binlerce yarası, her zerrede binlerce acısı
ardımdan su dökenim olmaz, herkes hasmım, yoktur cennetim
beyaz kefenle girsem dahi bilirim ki mekan-ı cehennemdir evim
ölümüm bir tren istasyonundan ibarettir
gece olur, vagon bekçisi gelir baş ucuma
son seferin kerametinden bahseder, yavaşça fısıldar kulağıma
her şey bir rüyadır sanırız ya her yataktan fırlayarak kalkışımızda
bu da o rüyalardan sanırım, belki de son irtifa
derken bekçi baş ucumda biletimi keser ve beyaz gömleğimin cebine sıkıştırır
yol geçer, gün geçer..
bazen kızıl alevler kor alır siper de geçirtmez raydan bu son treni
kimi zaman da çicek böcek cıvıltısında bin pare yol alırız, yol ebedi
bu koca tren..
nasıl geçerdi o incecik köprüden
tirim tirim titreyen ayaklarımla, nasıl kapatırdım gözlerimi de geçerdim köprüden
her vagonda hayatımın yirmi dört saatinden bir kare
her koltuk da, annem, babam, dostlarım ve çıkarcılarım
nasıl tutabilirdim ellerinden
o korku, o ateş
beni nasıl kıpırdatırdı ki yerimden..
..
birden kapadım gözlerimi..
artık ne bir acı, ne bir ayrılık, ne de bir rakı sofrası..
köprüyü geçince her şey olduğuna varır ya, artık geçtim o köprüyü
gözlerimi kısıkça açarak dünyanın telaşesini telaşsız halimde seyretmek gelirdi içimden..
her kilometrede dostlarımla geçmişi sorgulamak
şaşırtmaz da oldu artık kahpe dostların sapladığı hançerler
güneşin doğuşuyla batışını da göremez oldum penceremin eşiğinden
kapkaranlık bir dünyanın, apacı ve büyük karanlığı..
dünyanın tüm kirli lekeleri bir okyanusa dalmışçasına vagonun içine sular dolarak temizleniyor bedenimde..
..
ve son durak..
ellerimde morumsu bir titreme
belki de ruhumun en acı dolu anlarıydı bunlar..
bi iskelet parçasından bedenim artık karıncaların, böceklerin şehvetli sofrası
neydin ki sen insanoğlu
koca bir dünya, kilitli bir sandık..
kilit bir zamanlar sendeydi
şimdi seni kilitlediler o şehvetine kapıldığın dünyanın kollarına
neydin ki sen
kimdin
ölüme giderken
sordular mı hiç, neden geldin
çok geç..