On Dokuz Ekim İki Bin On Bir
/bana kana susamamış bir gelecek verir misiniz?
kana bulanmamış bir ülkeyi var mı vaad edebileniniz?/
'uyan gaflet uykusundan'
öfke mi en hakiki sığınağın?
ölümün rengi siyah
kefenlettiklerinse beyaz
senin kırmızı gözlerinden tütense yalnızca intikam rengi
biz ne zaman böyle hırslandık?
biz diyorsam hala, bir bildiğim var
sense biz olmaktan gittikçe uzaklaşıyorsun
benim harcım değil nefretle adımı akıllara kazımak
sen kinini davana alet ediyorsun
ne zaman ki arınırsan içindeki şeytandan
dön de bir bak geride bıraktıklarına
bu dünyanın öteki yüzüne çevir kalbini
hangi anaların içini sızlattıysan
seni de bir ana yeşertmemiş miydi?
bir damla sudan geldik oysa
sense kanla yıkıyorsun benliğini
göbek bağından assam seni
çarmıha gersem
ne farkım kalır senden?
kaç üryan beden büyüksün içindeki ceninden?
bir yanın senin de çocuk değil miydi eskiden?
geleceğini düşün
bu mu nesline bırakmak istediğin?
insanlığımdan utanırım savaşlara alet olanlar için
aynı toprakların hasadını topladığım
aynı meyvayı yediğim insan yoksa sen değil misin?
katliamın küçüğü olmaz
ölüm en sızısından dokunur insana
şimdi barış desem
vacip olan budur desem
geri getiremem yitirilenleri
sen yine de kulak ver; geç değil
biz olmak için yeniden
ölüm ne gerek?
fulya/ekim2011
*19 Ekim Şehitlerine...