Rolünü Şaşıran İntihar
Bu ışığın gölgesinde uyuyan diyojenin kederi
senin kirpiklerinde asılı durur
kıyametin ipini çektiğinde elleri taşla okunan kuşlar
kimliksiz ahvalimizin sonsuz tutsaklığında
rüzgarlar türetiyorum haberin olsun
hatırlarsan sol göğsünün altında unuttuğun o resim
hani yağmurlu olanı A şehrinin ıslak meridyeninde
kemikleri kırılan serçelerin uçamadığı
saçlarından sürüklenen karanfillerin siyah gözleri
ciğerlerine zehir doldurulan işte o kent
senin kirpiklerinde asılı durur hâlâ
Şu sıralar yüzünü kaldırdım gözlerimden
ve hatta düşlerimden haberin olsun
lügatsiz şiir yazdım sana son kez
adının tüm harflerini çıkardım alfabemden
Ölüme düz bir çizgi çek giderken
eşgali kör kederden geçen yorgun
Osiris, dörde böldüm alnımın labirentini
yolunu yitiren masallardan dönüyorum
duvarların aynalı boşluğunda
acıların tünelinden geçip
erirken güneşin karanlık seyahatnameleri
yırtılmış arkaik zamandan
devrik sevdalarda kül adımlarla
boşluğun yüksek sesli yangınlarından dönüyorum
Bir dağın gölgesinde uyuyan rüzgarım uyan
bir özneyim yalnızca yani ölümün öznesi
devrik cümleler biriktiren öncesine
adını kimsenin bilmediği
gayri meşru ayrılıklara
kirpiklerinde yarım kalmış gülüşüne
göğe değen göz oldum anımsa
avuçlarına yazdığım öksüz bir masalda
Çekip gitmek gibi bir fiil söyle şimdi...
CÇ_