Ruh Sızlanmaları...
Algos;
Nasır türeten yüreğimi karga sürüsünün önüne atsam da
Kurtarsa utançtan, didiklense hayallerim
Gençliğimin şakağında ölüm fidan verip
İçimde yanan ormanın ateşi dökülse
Günaha el veren gözlerimden...
İnsanlığı kısır kalabalık karşısında güçsüz,
Örselenmiş hüznüm.
Çıldırışımı salsam kuduz köpek gibi üzerlerine,
Göğü düşürsem tepelerine,
Dul dağları yıksam önlerine,
Ah! Kadınlığını kıble bildiğim;
Ufalanıyorum, üzerime çöken ayrılığın gölgesinde.
Artemis;
Başın önüne düştükçe, acı kök veriyor
Parçalanıyor ah'ım bedenime asılı kalmış kokunla.
Günah sarıp sarmalamış kasabanın kızıl yüzünü,
Görmüyor cehennem dolu gözbebekleri
Aşk masumdu...
Şimdilerde can çekişiyor, ruhu sefilliğe gebe avuçlarda.
İsyanın koluna dolanmış azgın çığlıkların
Ağzı kapansa,
İşitmese korkularım
Satılmış düşlerim âmâ kalsa.
Sırlı topraklara iliğim çekiliyor
Gerdanımdan aşağıya düşerken sancıma yol veren acı,
Ayaklarımın altından kayıyor bana bağışladığın hayat
-Tutamıyorum Algos!-
Algos;
Erguvanlar tohumuna küserdi, güneşin kıskanç bakışları ardında
Rüzgârla öpüşen saçlarından süzülüp bana gülümserdi.
Gözlerindeki cennete düşürürdüm sana hasret ruhumu,
Islaklığında vaftiz olurdu arsız gururum.
Şefkatine doyardı, okşadığın onurum.
Sevinçlerimiz, göçe özlem besleyen martılara umuttu...
Artemis...
İffetine çamurlar yağdıranlara, boynum kıl kadar ince kalıyor.
Alfabemi deşip, içine güçten düşmüş acizliğimi gömsem
Sonra;
Dilimin ucuna çakılan paslı küfürleri,
Usturanın önüne kemik diye savursam.
Kursağıma takılırken ömür,
Bağırsam sesime gelir misin sevgilim?
Dur!
Yüzümde kuruyor, kana bulanmış asırlık ayıbım
?An gelsin de, karanlık örtün olsun bakma-
Artemis;
Ah düştükçe dilinden çaresizlik, eteğime dökülüyor sevaplarımız
Kirpiklerin fişlenmiş tenime dokundukça
Kara lekeli bulutlar çöküyor, gök simsiyah Algos!
Adın yaşamak bildiğim her heceye sinmiş
Kaldır başını soylu efendi, bak damgalanmış sensizliğime!
Kemirgen fareler diş geçirirken bedenime
Ayazlarımla sevişiyor zaman
Dön heybetli sırtını!
Ya da... Ya da oy göğüm bildiğim gözlerini.
Ayakucumda nöbet tutuyor kanserli gelincikler
Ateş sıcak mıdır? Morarmış dudaklarından Algos?
Algos;
Adalet diye etini ruhundan sıyıranlar,
Çocukluğumun yüreğine düğümler atıp
Başını toprağa savuruyor,
Rahminde kuruyup dökülen gelecek,
Topuklarının altındaki, mezara eş.
Ne yana baksam, mahşer kaçkını cellâtların salyası yağmur
-Titriyor göçebe mutluluğum-
Cinnetlerim beynime kan sağarken
Saçlarım bile gövdeme yük!
Artemis...
Erkekliğimin yüzüne tükür
Tükür ki; Gelecekte aşk diye yanacak mumlar
Ateşine aç kalsın
Ve beni senden sonra hayata kör bırak
Bütün dinlerin gafil
Tanrılarına utanç nedir
Hatırlatarak...
Artemis;
Kalbim deşilirken
Soysuz kurtların ulumaları eşliğinde,
Matemlerine saklanma.
Yüzüme gülüşünü sür
Muhtaçlığım sevgin.
Görüyorsun!
Kor alevler devriliyor yılanların köpüren ağzından
Baldırımdan yukarı zehrini tutuşturuyor kanlı gün.
Algos...
Tenimin küllenip
Gözlerinin okyanusunda boğuluşuna aldanma
Bu cenaze şenliğin olsun,
Dökülsün, İskoç dağlarından gaydanın hüzünbaz sesi
İşitmesin sağır kulaklar,
Bir sen duy
Vedama karışmış ayrılığın lâl halini...
Dipnot; Aşk'a verilen en büyük cezaydı, bir kadının bir adamın gözleri önünde yakılışı...
Düet Şiir; Serap Özkan / Hakan Can Öztürk
Artemis;
İffet Tanrıçası /
Algos;
Istırap Tanrısı