Sağır Oda
200-70-60 tahta elbisemi giyip
ağzına bırakacağım son nefesimi
biliyorum can yücel'irken sevdiğin kadar ömrüm olduğunu...
---
I.
kaynar mum damlaları döküldü önce sayfaya
kalem işaret parmağından küçük
şiir ölüsü dolu kağıtlar masanın ayağına sıkıştırılmış
katran karası gecede eylül sarısı izmaritler
şair hala gelmedi
yine hangi cehennemin dibini üflüyor
başlarım böyle şiire de şaire de
II.
saat epey ilerlemiş
dolunay da çıktı
ıslak kokuyor hava sanırım yağmur da başladı
karyola gıcırdamasa hemen uykuya dalacak
/pencereleri kıranın.../
"burası ne zaman ben neresiyim" derken kafasını terliğe vurdu karafatmalar
muadilsiz ölüm
III.
bozuk bir frekans kulaklarını becerirken
yine de en sevdiği parçayı kesik kesik öksürür gibi dinledi
''her mevsim içimden gelip geçersin
merhaba demeden elveda dersin''
bir ses duydu derinden
canını alıyorlar sanki bir kahpenin
duvarları tırnaklarıyla okşuyordu birileri
kuru ekmek gibi kuruyan dudaklarını ısırdı
dişlerinde kanın demirsi lezzeti
/çok şükür bu gece de doyduk/
diye inliyordu komşu kadınlar
IV.
kaç izmaritin dibinde söndürmeye çalıştı
şehvetin ıslak tenini
/ziftin pekini iç/
tahrik olmayan her kadının başı ağrır
ruhunu parçalarken azgın siluetler
V.
tanyeri ağarmış
farkında değil şair
zaman su gibi terlemiş üzerine
uyumayı ögrenemedi birbirine çarparak dişlerini
ezan sesi duyuldu
her yaşadığı gün/ah
üç kere ağzını yıkadı
üç kere ruhunu
sevişme titreşimi gibi titrerken elleri
bir daha asla şiir yazmam
yazarsam ...
ruhuna el şiir!
Aslı gibidir/