Şairlerin Tırnağı
ben büyüyünce
şairlerin tırnağı olacağım, nasırlı yürekleri kaşımak için
dediğimde kızardı
öfkesinden deliye dönerdi, dünyayı dişlerinin arasında sıkardı
düşlerimi döverdi babam, tekme tokat kırılırdım
annem kan ağlardı, hayallerim yakılırken hiç uğruna
şizofren isteklerimi kınamazdı, her şiirle yeniden girerdim kalbine
anız topraklarda
çelik çomak oynardı çocukluğumun haylaz çağları
rüzgar ateşle dans ederdi, şeytan izlerdi kahkahayla
boynumda asılı duran, elif-bâ'ya sığınırdı korkularım
aklım ermezdi, güler geçerdim ağlayarak
ürküten gecelere rağmen körebe oynardım akranlarımla
kör değildim hiçbirinde, altı-üstü bir oyundan ibaretti hayat
ibret dolu trajedilerle içinden geçerken...
sonra aşk
çıkıp geldi ininden, bir nefesin içine düşürdü ikimizi
sen su oluyordun, ben hava
aldığı nefese, içtiği suya şükretmiyordu ademin çocukları
kimse bizim dilimizden anlamıyordu
sen devrik cümlelerinle silerken alnımdaki teri
ben sana aşkı ısmarlıyordum, emeğimi öperek içiriyordun
oh demeye utanırdın, sevmenin tadına varamayanlar aklına geldikçe
ve zaman
kör düğüm ederdi günleri, çözemezdi takvim yaprakları
kendi ırkından bir nesil yaratmak için
kuluçkaya yatardı üçkağıt duygular
koyu renkli yalanlar doğurdu, ihanete gebe kalmış geceler
devran böyle dönmeye devam etti
şairlerin sözünü yere düşürerek
ve yazılan her şiirin anlamını gölgede bırakarak
ben büyüyünce
şairlerin ayağının tozu olacağım, bastıkları her karış toprak şiir kokmalı
-çile çekiyordu garip, memleket hasreti ile prangalar eskitirken-