Saklı Cennet
This poem was selected as the poem of the day on 16.01.2025.
Annem sigara içerdi, o ince parmaklarıyla tutardı ateşi,
Dumanı yükselirken odanın tavanında yavaşça erirdi gece,
Sararan parmakları, bir sonbahar yaprağının hüznünü taşırdı,
Her nefeste geçmişten bir parçayı üflerdi havaya,
Ve o sarı lekelere baktığımda,
Bir ömrün, bir sabrın, bir hüznün izlerini okurdum.
Pek gülmezdi annem,
Ama ne zaman bir tebessüm düşse dudaklarına,
Güneşin bin yıldır sakladığı ışık dökülürdü odalara.
O an dünya susardı, rüzgar bile dururdu hayranlığından,
Gülüşüyle bahar uyanırdı,
Tüm çiçekler, sanki o güldüğü için var olurdu.
Dudağındaki o bir damla mutluluk,
Kainatın en büyük armağanı gibiydi.
Göğsünde bir cennet saklıydı,
Başımı o yumuşacık tenine yasladığımda,
Her şey dururdu; zaman, telaş, korkularım…
Kalbinin atışları, uzak bir sahilden gelen dalga sesleri gibi,
Beni içine çeker, huzurla sarardı.
Orada dünyanın bütün güzellikleri toplanmıştı;
Bir çocuğun kahkahası, bir ilkbahar sabahı,
Ve bir annenin şefkati…
Sigaranın keskin kokusu dolaşırdı etrafımızda,
Ama onun varlığı o dumanı bile tatlı kılardı,
Bazen parmaklarının arasındaki sigaraya kızardım,
Ama sonra yüzüne bakar,
O yüzün her çizgisinde, her hüznünde kaybolurdum.
Gözleri, bir gökyüzüydü;
Hem karanlık fırtınaları hem yıldızlı geceleri barındıran.
Bir bakışta hem yargılar hem affederdi beni,
Ve bir tek bakışıyla, kalbimin tüm yüklerini alırdı.
O gözlerde, hayatın bütün renkleri vardı;
Bir zamanlar ağlayan bir çocuğun gözyaşı,
Ve aynı çocuğun kahkahasında yankılanan umut.
Annem, kendi içinde bir dünya taşırdı,
Sigara dumanıyla bile gölgelenemeyen bir güzellik.
O eller, o gülüş, o göğsündeki cennet…
Her şeyin en saf haliyle yeniden doğduğu yerdi.
Ah annem,
Sigara dumanının arasında bile parlayan o kadın,
Göğsünde sakladığın cenneti özlüyorum hâlâ,
Ve her gece dualarımda, o cennete yeniden sığınıyorum.