Sarı Yanık...
//Hasret parmak boğumlarında ayaklanmış ikrar ile
Kırık düşleri sarıp sarmalayıp tüm kızgınlığıyla
Kem biçiyor yaşlanan zamana...//
Tortusu alışık olmayan anlarda isyanla sarmaş dolaş
Acı bir hüznün gölgesinde tomurcuklanır diye
Gülü besler,
Bülbül-i nidaların ayrılık ile raks ettiği günde...
Dokunuşları katmerledikçe zaman
Çırpınışları duyulur gecenin lacivert yüzünde soluğun...
Hüsran güneşin koynundan çıkarıp ellerini, yakarmış sineleri..
Gecede çıplak kalır gözler
Baktıkça ıslak ıslak, ruhu bedenden kopar...
Demlendikçe eskimez meşakkati yılların,
Zulasına saklı sözlerin etkisiyle
Yüklendikçe dimağa....
Kusar ömrümün uçurumlarına, gel-gitiyle dar duvar hayat...
Kekremsi bir tad kalır geride
Hazan sabahlarına...
Ruhtan kederi teslim alır yürekler...
Susku deminde şimdi,
Tırnak içine alınmış isminler...
Süzüle süzüle bir adım ötede korkuya eş...
Yaprağı sarı yanık dökülen ömrün
Satır aralarında....