Sarıl
sen gülünce
yanağında beliren o çukura canlı canlı gömülmek istesem de
tek geçerim sarılışını
gecelerce sevişmeye değişmem
incecik kollarınla beni sarmaşıklar gibi sarışını
yasak listesinde ilk beşe girerken sevdamız
senin böyle bodoslama sarılışın
bilirim son derece sakıncalı müşkül bir şeydir
kördüğümdür
arapsaçıdır
elliyi devirmiş bir vosvosla stepnesiz yola çıkmaktır
sen bana böyle ulu orta sarıldıkça
hasedinden çatlıyordur çarşı pazar
ve elbet hoş karşılamıyordur bunu medeni kanunun bilmem kaçıncı fıkrası
hatta ve hatta…
dedikodumuzu yapıyordur
evrim geçirip akbabaya dönüşmüş bilumum akraba sürüsü
o l s u n
ne olacaksa olsun
yarılacaksa yarılsın Kızıl denizin kalbi
yıkılacaksa yıkılsın Kaf dağı
kopacaksa kopsun tufan
a benim çingene leydim
anlasana…
senin bana sarılışın zaruridir
hayat memat meselesidir
hani diyor ya şair “ben sana mecburum”
işte öyle mecburidir
hadi sarıl
senin bana sarılışın
bir şiirle anlatılmayacak kadar güzel bir şeydir