Sen...
Bir gün buradan çok ama çok uzakta olacağımı düşününce gözlerdeki saflığı görüyorum.ve hiçbirşeyi göremeyen gözleri farkediyorum...
Sen kaçtığım istanbuldun.
Sen kaldırımlara akıttığım gözyaşıydın.
Sen tanımayan gözlerle bakan insanlarsın.
Sen hergün otobüs durağında görülen ama farklı otobüslere binilensin.
Sen gitarın tellerinden çıkan sessin.
Sen yağmur yağdığında yoldan geçen
ve sıçrattığı sudan kaçılan arabasın.
Sen ezilmiş çimenlerin üzerindeki taşsın.
Sen başı sıkıcı ve sonu merakla beklenen kitapsın.
Sen uzaklardan duyduğum ama bir türlü nerden geldiğini bilmediğim müziksin.
Sen kaldırımların arasından süzülen yağmur damlasısın.
Sen iğne ipliğin işkencesinden doğan makina sesisin.
Sen başka birşey değilsin.
Evet sen istanbul'dan başka birşey değilsin.
Sadece istanbulsun.
Ve ben...
Yozlaşmış istanbuldan kalan birkaç eski istanbul kokusuyum.
-Oysa sen kaçtığım istanbuldun...