Sen Ey Aşk
Dillerden düsmeyecek bir sarkisin,
dize dize akan bir siirsin,
yüreklerde acitan bir sizisin (agrisin),
buralara toprak salmis bir gülsün, bir ciceksin sen ey ask.
Kimi zaman cok bekletirsin,
kimi zaman cat kapi gelirsin,
kimi zaman yolunu gözetirsin,
kimi zaman "artik istemiyorum seni, gelme" dedigi zaman inadina karsimiza cikiverirsin sen ey ask.
Ama her zaman icin arkandan "yakinda geri gel" diye su döktürürsün sen ey ask.
Senin gözün kör biliyorum,
sensiz yasanmaz dense de yasaniyor iste görüyorum,
sadece insan sensiz eksik kaliyor hissediyorum,
sensiz bu dünya cekilmez bir hal alir diye de düsünüyorum ey ask.
Yoklugunda,
bir umut gelir diye beklenirsin,
gelmen istenir,
gelip de hayat sofrasinin en ortasina acilari doldurursan,
bir söz söylemeden cekip gitmen istenir ey ask.
Eger gelirken,
yaninda hem acilari,
hem de mutluluklari getirdiysen,
o zaman bir ömür burada kalman istenir ey ask.
Yolunun sonu bir gün ayrilik bile olsa,
sana emek verilip yolunda yürümeye deger bulunur ey ask.
Kimini aglatirsin,
kendi hickiriklarinda bogullur,
kimini güldürürsün,
kendi haline sasar, durur,
kimini özletirsin,
hasret acisi kadar agir bir aci ceker,
kimini öldürürsün sen ey ask.
Ama bilinmiyor ki,
seveni sen mi öldürüsün ey ask,
ya da sevilene duyulan bu hasret, özlem, bu ayrilik acisi mi öldürür seveni ey ask.
Sen ey ask,
bir yandan zalimsin,
aglatirsin, üzersin, kirar, dökersin,
öte yandan,
bir mutluluk cinarisin,
hic bitmeyen,
tükenmek nedir bilmeyen
duygular büyütürsün icinde!!!
Yazmaya sevdali bu yürek.