SEN'sin !
Ey gönüllere sessizce ümit eken,
Sen'sin,
Düşen her gözyaşını rahmete çeviren Sen'sin.
İlim susup da kalbim konuşmaya başlayınca,
Söz düzülen bütün duaları bilen sensin.
Rüzgâr eser yapraklara, her biri ayrı tesbih,
Dereler susmadan akar, zikrini söyleyen sensin.
Kuşların seher vaktinde yükselen nağmesinde,
Her cana kendi lisanınca ilham veren sensin.
Bir kul eğilip içten “Allah’ım” dediğinde,
O sözü rahmetine ulaştıran sensin.
Ne dağların yüksekliği uzaklaştırır seni,
Ne denizlerin engini senden ayırır; her yerde Sen'sin.
Ben nice yollar aradım uzak ufuklar boyunca,
Meğer en uzun yol insanın içine varanmış.
Kendi nefsimle yüzleşip aczimi anladığımda,
Kırılan kalbe yeniden kuvvet veren Sen'sin.
Dünya bir gölge misali geçip gider önümden,
Servet de şöhret de rüzgâr gibi savrulur bir gün.
Geriye yalnız iyilik ve samimi bir niyet kalır;
O niyeti ebedî değere dönüştüren Sen'sin.
Seher sökmeden önce geceler en koyu olur,
İnsan bazen bunu unutur, umudu yorulur.
Tam her şey bitti derken ufku aydınlatan,
Karanlığın ardından sabahı getiren Sen'sin.
Kalplerin gerçek sahibi, beni bana bırakma,
Kibrin gölgesine değil, hakikatin yoluna çağır.
Bildiğimle övünmeyeyim, bilmediğimi arayayım;
Arayanı yolda bırakmayan sensin.
Ben bir damlayım, sen uçsuz bucaksız deniz,
Ben bir nefesim, sen sonsuzluğun sahibi Sen'sin.
Ömrüm bittiğinde ardımda güzel bir iz kalsın,
İyiliği sessizce çoğaltan sensin.
Gecenin en derin yerinde içime doğan huzur Sen'sin,
Korkularımı sessizce sabra dönüştüren Sen'sin.
Kapılar kapandığında ümit diye bekleyen,
Açılmayan kapılarda dahi hikmet gösteren Sen'sin.
Çölde susuz kalan gönle serin bir pınar Sen'sin,
Kuruyan dalları baharla yeniden yeşerten Sen'sin.
Bir tohumun bağrına koca ormanı gizleyen,
Küçük sebeplerden büyük rahmetler veren Sen'sin.
Denizler köpürür, dağlar yerinden oynasa,
Kaderin ince terazisini şaşırmayan Sen'sin.
Yıldızlar bir bir sönse göğün kandillerinden,
Karanlığı dahi nuruna perde kılan Sen'sin.
Bir çocuğun gülüşünde merhameti gösteren Sen'sin,
Bir annenin duasında rahmeti hissettiren Sen'sin.
Yaşlı bir çiftin sessiz bekleyişinde,
Sabretmeyi en güzel dille öğreten Sen'sin.
Nefsim beni bin yola çağırırken her gün,
Doğru yolda ayaklarımı sabit tutan Sen'sin.
Dilime doğruluğu, gönlüme ihlası koyan,
Rızandan başka hedef bırakmayan Sen'sin.
Ne kadar öğrensem de bilmediğim sonsuzdur,
İlmimin aczini bana hatırlatan Sen'sin.
Her bildiğimle birlikte tevazuyu büyüten,
Kibrimi gönlümden söküp atan Sen'sin.
Rüzgâr eser, ömür geçer, mevsimler dönüp durur,
Değişmeyen hakikati kalbime yazan Sen'sin.
Toprağa düşen her yaprağa yeniden dirilişi fısıldayan,
Her sonbaharın ardından baharı getiren Sen'sin.
Bir gün bu gözler kapanır, dünya benden uzaklaşır,
Kabirde dahi kulunu rahmetle kuşatan Sen'sin.
Son hesap gününde elim bomboş kalsa bile,
Affınla ümit kapısını açık bırakan sensin.
Ne sözüm sana layıktır ne de övgüm yeter sana,
Her güzel sözün sahibini bana hatırlatan Sen'sin.
Ben yalnız kapında duran aciz bir yolcuyum;
Yolu da menzili de varışı da yaratan Sen'sin.
Ey affı günahlarımdan büyük, rahmeti kusurlarımdan geniş olan Sen'sin,
Ben düştükçe elimden tutan, ben unuttukça beni hatırlatan Sen'sin.
Kendi nefsime yenildiğim nice gecenin şahidi,
Beni yine kapına döndüren, yüzümü senden yana çeviren Sen'sin.
Ben geldim;
Elimde dünyadan biriktirdiğim ne varsa bırakarak geldim,
Övgülerimi, gururumu, kendime biçtiğim değeri kapında bırakarak geldim.
“Ben yeterim” dediğim her yerde ne kadar aciz olduğumu gördüm, Yetemediğim yerde imdadıma yetişen, yeterli olan Sen'sin.
Ey kalplerin gizlisini bilen,
söylenmemiş sözleri işiten sensin, Gözlerimin sakladığı yaşı,
dilimin söylemediği ahı bilen Sen'sin.
Bir gece kimseye anlatamadığım derdimi göğe kaldırdığımda,
O sessiz yakarışı kelimesiz dahi anlayan Sen'sin.
Ben bazen dünya nimetini sonsuz sanıp asıl yurdu unuturum,
Geçici olana bağlanır, kalıcı olanı kendi elimle geride bırakırım.
Her kaybın ardında bir ders,
her ayrılığın ardında bir hikmet aratan, Kalbimi faninin peşinden alıp baki olana yönelten Sen'sin.
Ey Rahman, gönlümdeki karanlığı benden iyi bilen Sen'sin,
İçimde büyüyen korkuyu, kimseye göstermediğim endişeyi bilen sensin. Bana öyle bir sükûnet ver ki;
fırtına kopsa da kalbim sana dayansın, Dışımda dünya yıkılsa bile içimde sana olan o güven kalsın;
o güveni veren Sen'sin.
Ben çok konuştum, az dinledim;
çok istedim, az şükrettim,
Kendimi haklı gördüğüm nice yerde başkasının hakkını unuttum.
Beni nefsimin aynasında güzel göstermeye çalışan perdeleri kaldıran, Kusurumu görüp kibirlenmeden tövbe etmeyi öğreten Sen'sin.
Ey Rabbim, dilime doğru sözü, kalbime temiz niyeti ver,
Bana ilim verirken onunla beraber tevazu da ver.
Bildiğimle büyümeyeyim, bilmediğim karşısında utanıp öğreneyim,
Her yeni bilgide kudretini biraz daha anlayıp hayrete düşürüp şükrettiren Sen'sin.
Bir yetimin başını okşayan eli bereketlendiren Sen'sin,
Bir mazlumun sessiz gözyaşını gören, hakkını zayi etmeyen Sen'sin.
İnsanların görmediği küçücük bir iyiliği dahi bilen,
Kulunun gizli sevabını dahi zayi etmeyen Sen'sin.
Ey varın ve yokun, zamanın ve mekanın gündüzün ve gecenin Rabbi !
Seherlerin sahibi, Karanlığın içinden sabahı çıkaran Sen'sin.
Ben “artık olmaz” dediğim yerde yeniden bir kapı açan,
Ümidin tükendiği yerde kalbe “bekle” diye fısıldayan Sen'sin.
Ömrüm elimden su gibi akarken beni gafletten uyandıran Sen'sin,
Her nefesimin sayılı olduğunu kalbime unutturmayan Sen'sin.
Bugün var olup yarın olmayacağımı bilerek yaşamayı,
Vaktimi boş sözlerden alıp güzel işlere çevirmeyi öğreten Sen'sin.
Ey sonsuz kudret sahibi, ben bir zerreyim, sen kâinatın sahibisin.
Ben bir damla isem,bütün denizlerin ve yağmurların Rabbi Sen'sin.
Bir zerrede bile sayısız hikmet gösteren kudretin karşısında, “Ben bilirim” diyen nefsimi susturup,“Sen bilirsin..” dedirten Sen'sin.
Benim için hayırlı olanı, benim istediğimden daha iyi bilen Sen'sin, Bazen vermeyerek koruyan,
bazen bekleterek olgunlaştıran sensin. Kapattığın kapının ardında ne olduğunu ben bilemem,
Ama sana güvenmeyi, kapı kapansa da rahmetinden ümit kesmemeyi öğreten Sen'sin.
Ey Rabbim, kalbimi kinle ağırlaştırma, dilimi incitici sözlere alıştırma,
Beni kendini üstün görenlerden değil, kusurunu bilenlerden eyle.
Birinin ayağına taş olacaksam beni o yoldan çek,
Birinin yarasına merhem olacaksam beni o yere ulaştıran Sen'sin.
Bana öyle bir gönül ver ki iyiliği karşılık beklemeden yapsın!
Öyle bir dil ver ki güzel konuştuğunda kendini değil seni hatırlasın!
Öyle bir akıl ver ki hakikati bulduğunda kibirlenmesin ve
Öyle bir kalp ver ki seni sevdiğini söylemekle kalmayıp bunu yaşasın!
Onu veren Sen'sin.
Ve bir gün bütün yollar bittiğinde, bütün sesler sustuğunda,
Dünya elimden çekilip giderken yalnızca amellerim kaldığında,
Beni korkumla baş başa bırakma!
Rahmetinin gölgesine al..
Benim sığınağım, ümidim, son dönüş yerim Sen'sin.
O gün dilim söyleyemezse gözlerimle yalvarayım,
Gözlerim de kapanırsa kalbimin sana yönelişini kabul eyle!
Ben kusurluyum, Sen affedicisin; ben muhtacım, Sen ganîsin, Ben kulum; bütün noksanlığıma rağmen kapına geldim.
Beni kabul eden Sen'sin.
Ne kadar uzaklaşsam da dönüş yolunu gösteren Sen'sin,
Ne kadar dağılsam da beni yeniden toplayan Sen'sin.
Ben kendime bile yabancı kaldığım zamanlarda,
Beni benden iyi bilen, bana benden yakın olan Sen'sin!
Öyleyse beni kendime bırakma, ey Rabbim!
Nefsimin eline, kibrimin diline, korkularımın karanlığına bırakma!
Son nefesime kadar inancımı, aklımı, kalbimi ve niyetimi muhafaza eyle, Başladığım yolu güzel bitirmeyi nasip eden Sen'sin.
Ve eğer bu gece senden istediğim tek bir şey varsa, Gönlüme öyle bir huzur indir ki sebebi dünya olmasın. Öyle bir umut ver ki hiçbir kapı kapanınca yok olmasın, Öyle bir teslimiyet ver ki kaderin karşısında kalbim kırılmadan sana yaslansın;
Çünkü kulunu karanlıktan aydınlığa çıkaran Sen'sin!..