Sevdanın Solgun Gülü
Sabahı karşılarken, uykuya dargın gözler,
Duymaz oldum seherde, bülbülün ötüşünü.
Oturup seyretsen de, hangi günahı gizler,
Yangın yeri kalbimin, sessizce tütüşünü.
Elbet sebepsiz değil, derinden ah edişler,
Sol yanımda sızının, cezası bana düştü.
Allah'dan reva mıydı, insafsızca gidişler,
Yokluğun kâbus olup, düşlerime üşüştü.
Aşkın sessiz çığlığı, beynimi tırmalarken,
Sevgi manyağı oldum, günah mı işliyorum?
Umutsuzluk mazimi, yavaş yavaş silerken,
Firak'ın gemisinde, vuslatı düşlüyorum.
Bulutlardan damlalar, gözlerime düşünce,
Kardan adam misali, gün be gün eriyorum.
Sevdan beddua olup, sözlerime düşünce,
Senden aldığım kahrı, yâr sana veriyorum.
Kervanlara sis çöktü, sevda yolculuğunda,
Umut kapılarımız, kapandı birer birer.
Sevdanın solgun gülü, can verirken bağımda,
Ömür çarkı kırılmış, döndürmek neye yarar.
Geçmişi unutmayı, kolay mı sanıyorsun,
Ayrık otuna inat, sarmışsa benliğini.
Bu aşk gündelik değil, beni mi sınıyorsun,
Oku hele bir kere, gönlümün günlüğünü.
Siyah saçın üstüne, göz boncuğu taksaydın,
Belki nazar değmezdi, gözlerinin rengine.
Hiç olmazsa bir kere, kaş altından baksaydın,
İnan ki su serperdin, İçimdeki yangına.
Şu gönül feryatları, doldururken acunu,
Senden gizleyemem ki, çığlığım şaha kalktı.
Son mektubu salarken, yakmıştın ya ucunu,
Yazdığın o 'elveda', beni de öyle yaktı.
Yarından ümit kesip, asla kalem kırmadım,
Varlığın yüreğimde, daim oldu bilesin.
Zannetme ki verdiğim, bir sözümde durmadım,
Kırıp döktüğün kalbim, sende kaldı bilesin.
28.05.2010