Sevgi
özlemin,
her gece ölebilmenin yevmiyesi..
bir çocuk ihtimal düşük yapılmış heyacanlar senden kalan
ve sende kalan
saçları geçmişe yatık bizden uzaklaşan zaman.
dudaklarım anılararası bir salıncak.
yokluğundan saklanacak seni seviyor oluşum
tutun nolur bana!
içimde kahrolası acıtan susuşun...
bir üçüncü dünya ülkesi şiirlerim
dudaklarım afrika
yüzün yağmadığında bir ankara iklimi oluveririm.
tehcir et yüreğini benden,
nefesimdir dökülecek olan senden.
evet bu benzetme de açlıktan ölüverir.
ruhun yağmalandığında her gece bir şarkıda,
çıplak cümlelerde yemin edeceksin ardımdan
bilirim.
gece ertesi infilak ettirilecek şiirlerin
hangisi sonlandıracak olmayışını?
gözlerinde caddeler, kalabalık, ayrılık
bakışlarımda bulundurulması yasak bir kitap oluyor
gülümseyişler;
hep benden bir sahafa satılık.
gidişin, günün geceye yakın bir zaman aralığı
gölgene düşmüş bir robinson cruise gibi tenim
göğsümde bir martı yarası,
hadi yinei sessizce vur nefesimi!
avuçlarıma sis düşer şimdi..
sokaklar utangaç,
karanlık örtülü bakışlar,
hayatlarımızda
başka kadınlar ve başka adamların olabilme ihtimali
-mesela
adın geçtiğinde konuyu değiştirecek arkadaşlarımdan biri
ve sana,
bunu hakettiğimi söyleyecek kaldırımda yalnız yürümenin tesellisi-
fark ettin mi
her gece kaç yaş eriyoruz?
bir gün bir kalabalıkta
birbirini en çok tanıyan, o iki yabancı olursak biz
ve yutkunduğumda sesini
sonra dudaklarıma uğrayınca adın
bütün otobüs seferlerinde
sana uzanacak
kalp atışlarım..
ah sesim kırık dökük
yüzümde ilahi keskinliği gecenin
narkoz etkisinde şimdi bütün sancılarım
yazdıkça acıtıyor,
yaşadıkç