Şiir Cinayetleri (4)
Evet,en son kentte bulunan tüm mürekkepler yere yığılmıştı.Şimdi artık bir tek ben yazabileceğim,bu anlatıyı ne kadar daha devam ettirim bilmiyorum.Sonuçta hayat,artısı ile eksisi ile genel hatları sonuçsuz kalan ve sadece bizi cevapsız bırakan unsurlar toplamı değil mi?Neden bunun bir sonu olsun.Neyse,kaldığımız yerden devam edelim.Hükümet açıklamasına göre yaşanan bu son olayın,bizim şiir katili ile alakası yok.Onlara göre,bu olayın nedeni,kaynağı hissizlik olan bir sinir gazının (ki sadece mürekkepleri etkileyen) havaya yayılması.Kentte bizden biraz farklı bir OHAL ilan edildiğini de ekleyeyim.Biz şimdi,şiir cinayetlerine dönelim.Artık katilden bahsetme zamanı,en azından neden cinayetleri işlediğine dair bir fikir edinmeliyiz.Şaşırmanız muhtemel ama tek neden kalp kırıklığı.
Altı ay önce,
Meçhul bir tren istasyonu...
Parçalı bulutlu adamın gözleri,
Bir;
Meftun olduğu kadının,ıssız denizinin ,
Bir;
Kadının can dostu,
Kendisinin kanlı bıçaklısı,
Ufak bavulun üzerinde.
Gül bahçesi kadının elleri,
Kah saydam yaraların,
Kah ipotekli anıların teninde.
Zaman;
Ölüme beş kala...
("Gitmek" salt gitmek olsa neyse,
Lakin ardında bırakılan;
Hüzün portreleri,
Ressamına üç beş kuruş Picasso gülüşü,
Kazandırmaktan daha fazla,
Rengarenk intiharlara sevk eder)
Çığlıklarla kıyıya vurur demir yığını,
Kadın;
Son defa;
Bir deniz kızı edasıyla,
Adam;
İlk defa;
Günahının altında ezilen duasıyla,
"Seni seviyorum" der...
Mavi siyaha zimmetler kendini,
Kadın gider,
Adam gidemez...
Kan çanağı adamın gözleri,
Dudakları baldıran zehri,
Tek bir ide var aklında,
Tek bir intikam yemini,
Bütün şiirleri öldürmek.
Biteceğini bile bile başlamak,
Aslan cesareti ister.