Şiir İçindeki Havva
başka bir dünya istedim
büyük bir yalan gibi insanları ufalarken zaman
cesur sözcüklerimiz yavaş yavaş dibine batarken günlerin
düşünce biçimlerimizi bile şekillendirme hakkı olduğunu söyleyen
cebimiz gibi aklımızı da boşaltan büyük adamlar çoğaldıkça
simsiyah bir tortu gibi içimize yerleşirken güneşsizlik
bir topaç hırs, döndürürken başımızı
etin içinde şaşkın yüreğimiz
yumruk büyüklüğü işe yaramaz çıban gibi durdukça
tuhaf bir hiçlik , şehirlerin renklerini yerken
efkarı bile, parlak ışıklı oyuncaklarla aşksız ve fikirsiz bırakdıkça
ellerimi ağrıyan şakaklarımdan çekebilecek
başka bir dünya istedim
bu şiirin üzerini gizli bir mevsimle örteceğim
bir iki dize gideceğim
bomboş bir arsa sessizliği sözcüklerin kıyısında
her adımımla tozların içinden şekillenecek düşlerim
huzurun sesini duyacağım
yaşamın suskunluğuna sıkışmış serçeler
havalanacak saçlarımdan
içimin bin köz, sessiz umut uykusu uyanacak
bir sırra akacak gözlerim
feleğin sakladığı cevapları bulmak için
yavaş yavaş yürüyeceğim
acısız rüzgârlar esecek, aldatan sokaklardan arınmış
kokusunda ıtır ıtır şebnemler
çocuk çığlıkları, fırtınasız
bir iki mısra daha gideceğim
yağmur duracak
gece aklanacak
düğümünü çözmüş hüzün, ıslık çalacak
nasıl sağ çıktık o yaşamdan diyen eski kırgın acılar
şiirin mucizesine inanacak
bir kıtalık yolum var
annesiz papatyaların kırlarına ulaşacağım
bir ülkenin düğün dernek kuracağı kadar büyük avlulu
bir göz oda, bahar sofa bir ev bulacağım
başka bir dünya dalgalanıyor, görüyor musun
bir deliyi yerleştiriyorum mısralara
yanımda bir yüreklik yer var
bu şiirin havvası benim
ademe kadar bekleteceğim kendimi...