Şiirin Kentinde
Evet
Sonunda
Oğlum, sen de susturdun şarkılarını.
Neden?
İşte
Şiirdeyim.
Bir oyuncak
Getirdim
Avuçlarına,
Ama asla kederli masallar
Getirmedim
Akşamlarına.
Okuyor musun?
Okuyor musun alfabelerin şiirini?
Okuyor musun?
Okuyor musun şiirin gözlerindeki hasreti?
Yazanlar
Bereketli sözcüklerin kentinde yalnızdır.
Bir kalem, bu kentte gezinir
Tüm kalabalık noktalamaları
Tutup ellerinden
Sunar gecenin yaftasına.
Kent meyhanesindeyim bense,
Şiirin ortasında
Ellerim
Ellerinde
Yavrucum.
Şu gördüğüm gözlerin mi?
Sen misin?
Yağmur mu yağıyor kasabaya?
Yalandan, basit küfrünü sunarken rüzgâr
Göz bebeğimde uyanan kan
Kızıl akşam gibi
Düşer
Şiirin
Bahçesine,
Düşer yağmur
Yoksul pencerene.
Bir piyano
Müziği
Bildiğimden daha güzelini
Fısıldıyorsa
Kulaklarına
Babanın şu zavallı
Babanın şu lanetli
Babanın şu yorgun
Yüreğine
Dokundur gözlerini..
Sona geliyor şiir
Bir kundura sesi gibi
Duyuldu kalemin
Yorgun nefesi.
Ancak
Bu son olmayacak.
Yüzük parmağına
Taktığında
Mutluluk halkasını
İki yabancı gibi
Dokunurken ellerimiz
Okunacak
Şiirlerimiz.
Sen eğilip öpecekken elimi
Parmaklarım fısıldayacak
Gelişini ölümün.
Bebekliğinde bir şiir
Çocukluğunda bir şarkı
Adam olduğunda bir türkü
Ve baba olduğunda
Sana en kutsal emanetimi
Verecek olandır
Bahar.
Ki o zaman düşün
Bir şiir kentinin
En güzel bahçesinde
Güzel şarkılar eşliğinde
Boylu boyunca uzanmış
Uyurum gölgesinde bulutların.
Annense
Uyur ihtiyar ve zavallı
Bir adamın
Kollarında çaresiz,
Ki bekleyerek
Ölümü..