Şimşir Agaçlarinin Gölgesinde Şimşirli Baba
Asıl adı Kara Yusuf İzzettin;
Ahali deyimiyle Şemseddin.
Kalecik Köyü'nde defin.
İstanbul fatihi Sultan Mehmed'in,
Aksakallı hocası Akşemseddin'in,
Babası Şeyh Hamza nam-ı diğer KURTBOĞAN ile
Şimşir ağaçlarının gölgesinde,
Yan yana yatıyor aynı hazirede.
Banisi olduğu caminin kıblesinde,
Şeyh Hamza ile Şemseddin Efendi.
Yoktur başka diyarlarda eşi.
Herkes bilir kabristanın bilinen ağacı servi.
Şimşir ağaçlarının gölgesinde,
Yatıyor iki kişi.
Horasan erenlerinden, Horasan illerinden
Cami kıblesinin sağ yanında
Ulu çınar ağacı,
Yarı belinden kesilmiş zamanında.
Neymiş efendim yaprakları cami avlusuna
Dökülüyormuş anında...
Çınarın dalları uzanıyormuş caminin sağ yanında
'Yaş kesenin başını keserim.'' diyen Sultan Fatih
Ah etmiştir!..
Çünkü orada yatan değerli hocasının babası:
Hamza Şeyh'tir.
Tamam, anladık koskoca ulu çınarı,
Yerle yeksan eyledin...
Be hey gafil akıl! Haziredeki sütun gibi
Şimşir ağaçlarını niye kestin?
Bir rivayet ki Şimşirli Baba
Kılarmış vakit namazlarını,
İçini oyduğu ulu çınarın gövdesi,
Olmuş eren kişiye secdegah.
Şimşir ağaçlarının gölgesinde cami ile imaret
Recep, Şaban, Ramazan aylarında on binlerce edilir ziyaret.
Her bir tarafı kuşatır maneviyat.
Huşu içinde edilirken ibadet.
Fakir, fukara hayır ile dua eder Şimşirli Baba Camii'nde.
Buraya gelir anneler,
Sütü az olanlar,sütleri artsın diye.
Rivayet odur ki Şimşirli Baba;
Tek ineği olan fakat onlarcasıymış gibi süt alan...
Geyiklere hükmedermiş andan beri.
Şimşirli Baba Camii yanında,
Eskilerden kalma bir okul.
Çocuk seslerinden yoksun...
Terk edilmiş yalnızlığında mahzun...
Taş duvarlarının ardı viranelik, bahçesi mezbelelik!
Bir kalıntısı var ki her âdemin okuyabileceği,
Koskoca harflerle yazılmış 'İZİN-DEYİZ''
Sahi etrafımızda bizi aydınlatan,
Bunca ışık var iken,
Devekuşu misali neden gömeriz başımızı?
Görmeyiz etrafımızda var olanı biteni!
Sahi biz KİMİZ?...