Sızı
artık beni ıslatan yağmurlar yağmıyor bu şehre
git gide çölleşiyor içim
yokluğun gece gözlü kuzgunlar gibi üstüme üşüşüp
yedi boğum akrepler gibi zehir kustukça içime
gitgide ağırlaşıyor var olmanın dayanılmaz hafifliği
aforoz edilmiş müritler gibiyim artık bu şehirde
benim komşuların en selam/s ı z ı
benim bütün arkadaşların en hayır/s ı z ı
darağacına gider gibi sokağa çıkıyor
inime girer gibi giriyorum eve
bırak kahkahayı
bir tebessüm bile doğum lekesi gibi sırıtıyor yüzümde
bilirim artık gelmesine gelmezsin de
gelirsen eğer
tamda şimdi gel
sabrın dişine kan değmeden
gözlerinden mutluluk içen gözlerim
başka göze değmeden gel
giderken hangi kimliğinle geçtinse sınırlarımdan
gelirken o kimliğinle gel
dök saçlarını çıplak omuzlarına
bir sokak köpeğini doyurur gibi doyur gözlerimin açlığını
kimsesiz odaların kuytusunda
dudaklarının en hırçın yanı ile dokun çürük dudaklarıma
hediyen olsun bıraktığın o ince s ı z ı
ahh içimin ıs/s ı z ı
korkma sızlamaz kasıkların
hadi yeniden doğur bizi