Son Parya
Ayrılıktan geliyorum
Kenti sulara gömen benim itiraf ediyorum!
Zaman garip bir kedere gebe
Tüm darbelere karşı koyan ruhum
Şimdi tarifsiz duygular içinde...
Geçmişine dönüp bakan son parya
bıraktı kendini anıların bulanık sularına
Hangi masala aitti bu trajedi
Hangi acının güncesiydi bilemedi
Anladı ki aşk başladığı gibi bitmezmiş...
...
Gecede tutkunun sesi
Gülün ürperen teninde dudak izi
Göğün tuvalinde hazzın resmi
Serseri gülüşünü takınıp fısıldamıştın
Soluğun çilek, göğsün böğürtlen bahçesi
Yaslanalım sere serpe düşlerin omzuna
Bağışla sevda ırmağını coğrafyama
Hazzın resmi çizilsin göğün atlasına
Taş avluya çarpan sesin çiçek senfonisi
Sedirde iki gölge
Kökler sarılmış birbirine
Belli ki yaz sinmiş üstlerine
İki sözün birbirine değdiği yerden
Kıvılcımlar sıçrıyordu kente
Ne kadar inkar etsen de
Ay ışığı tanıktır bozkırın yeşerdiğine
Nasıl izah etmeli
Dio mio perche!
Plakta fasılasız dönüyor Evaristo Carriego
Dönüyor başım
Bedenimdeki izlere dokunurken
Şahsına münhasır toy bir yalnızlık
Geceyle birlikte giriyor koynuma
An be an çoğalan orman yangını
Yokluğunun rüzgarıyla sıçrıyor kanıma
Duvarda kırılan gölgeye unutmam gerekeni soruyorum
Ketum bildiğim ayna döker bütün sırları ortaya
Telkari elinde şaloma ile tavlanır paslı yanım
Tokmakla dövülüp çiftle ezilirken
Ruhumdaki güruhu insafsızca sorgularım...
Ayrılıktan geliyorum
Kenti sulara gömen benim, itiraf ediyorum!
Dio mio perche: Allahım neden