Son Perde
Sanma, hayat hep tozpembe; grisi, hem siyahı var!
Çile dolu ise heybe, çilekeşin çok âh'ı var.
Tâlih başa tâc olsa da, ebedî sürmez saltanat
Lokman'dan ilâc olsa da, ecele kurulu saat!
Feryâd ile başlar hayat! Gözü yaşlı doğar insan.
Bazen esir düşer, heyhât! Bazen ye'si boğar insan.
Gam yükünü yüklenince, gözden akan, sele döner
Dertler derde eklenince, en son umut bile söner.
Onmaz derde olmaz çare, gezdirir garip, âvâre
Kimi ağlar sessiz sessiz, içten içe yanar; issiz
Ne kor vardır, ne kordan iz, bilmeyen sanır ki hissiz.
Dilde âh'tır tek emâre, "ar" der etmez aşikâre.
Dertler vardır, gören şaşar, "gönül" denen bendi aşar
Sökün edince gam keder, düşünmez ki "eller ne der? "
Hesap çıkarınca kader, boyun büker, taksit öder.
Yüreğinde acı pişer; göz, "pes" eder, dere taşar.
Coşkun ırmak ise gönül, inlemek, ne ayıp, ne zül
Esince hüzün rüzgârı, kimi, ağlar zârı zârı
Doldursan kalbine karı, geçmez efkârının harı
Kasvet kokar bağında gül, dertli öter yaslı bülbül.
Sitem dökülür dilinden, hüzün yansır kandilinden
Kurtulsa gamın elinden, yeniden doğar külünden.
Bağında her hazân esen, fırtına hiç dinmez sanır
Bahtından ümîdi kesen, bezer, canından usanır.
Figüranız her birimiz, bir tiyatro sahnesinde
Belli değil kaderimiz; sır, toprağın sinesinde.
"İnsan" denen âciz beşer; bilemez, hayır ne, ne şer
Günler geçer üçer beşer, son günde son yaprak düşer!
Oyun biter, perde iner! Sükût eder dilde kelam
Gözlerinin feri söner; "ölüm" tek gerçek vesselam...