Sonbahar Düşen Yeşil Yaprak
Tam yalnızlığı yazacaktım satırların arasına
Birden
Gökyüzünün mavisinden bir bahar düştü avuçlarıma
Kalemim kırıldı
Acının yangın yeri yolundan vaz geçip sözcükler
Huzurun eteğinden tutup
Koyuldular aşkın ilkbahar manzaralı yollarına
Her lehçede aşk besteleniyordu
Cümlelerin efsunlu mısralarına
Satır aralarında
imkana mana giydirilemeyen bir sevgi büyüyordu
Sen duyuyordun
İçin içinden geçerken
İç çekişlerde soluk tazeleniyordu ezber bozan
Sen biliyordun
Adam
Gökyüzünün mavisinde bembeyaz bir buluttu
Sinene dayamıştı sevinçlerini
Hüzünlerden kaçarak
Sadece
Bir hasret yumruğu taşıyordu kalbinideki atışlarda
Özlemi de
Gurbeti de sendin
Sen varken
Acı anlatan sözcükler bile tebessüm ediyordu adama
Maviye düşmüş avuçlarını çekme yüreğimden
Yorgun kapımda nursun sen
Kadın
Bir rüzgarın elleri kadar yaralıydı oysa
Yıkılıp dağıtılmıştı ümitleri
yangındı gözlerindeki nem
oysa
mutluluk toprağın kokusuydu
sonbaharda yeşil bir yapraktı kadın
s/olmayan
avuçlarında zemzem taşıyordu
yare sunmaya
kurumuş dudaklara sel olup akacaktı özgürce
şimdi
tualine uygun bir tablo çiziyordu kadın
adam ...
güneşin rengiydi kadının fırçasında
aşkın ilkbahar kokan yollarında kesişti sözcükleri
bir umuttu yaşamak onlar için
Aslını inkar etmeyen
Cümleler doğurdular
beyaz bir bulut üzerinde
önce cümleler tutştu elele sonra umutlar
şimdi
Bahar kokan bir sevda büyüyor
Karanlık yok
Yıldızların geceye düşen şavkında
Aşk dans ediyor
Adam
Kadını
Acıya sözcükler büyütmeye yeltenirken sevdi
Kadın
Bilmiyordu
Kadın
aşkı göz yaşında saklıyordu
adam
dökülen her gözyaşını öpmeye
and içti
kadın
adamın yorgun kapısında nurdu....
Bilmiyordu
Adam
Sonbaharına düşen yeşil yaprağa akıyordu
Kadın
Bunu
İmanı kadar biliyordu
(herkes tuttuğu yolda içten bir tebessüm edince başlıyor hayat)