Sükun
Bu kaygan şehrin öldüğü yerde
Nazlı bir segah, ikindi minaresi
Yırtar da yırtar kaç göğü bilmem
Eli kulağında sancılar...
İltifatlar ağrı kesici, altı ateş, üstü balçık
Keşf-i keramet sıvadı kolunu itirafa vuracak
Olacak, bir gün olacak
Bu günden belli, gelesim var
Göresim var el basılmış yeminler ayaklansın
İncilerden dizili gülüşler altında
Mavi çimenleri, karanfil ezişli gezesim var...
Yanacak, ter basmış yastığa uzanacak
El gördülük "ben" ler, dudağı uçuk yatakta
Sararmış bir sirke dökümü "sen" ler
Çivit mavisi ukala aşklar bende kalacak...
Sahte aşkların hummalı ızdırabından uzak
Sıyrılmış peteğin yüz görümlük dudağı
Açılmış sesten önce fısıldayan toprak
Yanılmak bile güzel burada
Şimdiden kalasım var...
Doğal afetim, yaban gülüm
Ihlamur kınası güneşim, saten boğumlu gölgem
Çirkin bülbülün yutkunan sedası
Köpüğünden kararsız, bir mum sönümü gecem
Sen, sen oldun olalı, hiç sen olmadınsa
Korkular çakallardan miras
Kerhen yanasım var...
Bir güzellik yap, iyiler karşından gelsin bu sabah
Uyansın kedi masalı talihler, anla biraz
Aşındığında hayat satan kadın, kaldırımlarda
Yağmur yağmur, kenarlık işlemişse hayat
Sakin, berrak, duru bir günde
Bir nefeslik ölesim var...