Sus Vakti
“yırtın göğüs kafesinizi yırtın!
yürek diye taşıdığınıza iyi bakın!”
en sevdiklerim kanattı beni
kıyamadıklarım
üstüne titrediklerim
en çok onlar kanattı
gece üstünü örttüklerim
kuşun kanadından, gülün dikeninden koruduklarım
yapay sevgileri ile
üzünç tohumları ektiler döşüme
kaşı kararmasın diye ömrümü kararttıklarım
göğ ekin biçer gibi biçtiler
acılı bir nehir gibi çağlarken göz yaşım
cehennem ateşlerinde sınadılar sabrımı
Prometheus’un ciğerini didikleyen kuzgunlar gibi üşüşüp üstüme
kanlı sunaklarda yüreğimi deştiler
ah ömrüm…
Filistin kadar acılı, Afrika gibi sabırlı ömrüm
nobran rüzgarlardan dostluk beklerken
hep sırtından vurulan
ateşin kundağında kor
yanardağın göğsünde lav olan ömrüm
sana susmak düşüyor artık ömrüm
vakit sus vakti…
sığınıp ıssız bir inzivanın gölgesine
kınına küsmüş bir kılıç gibi
içten içe pas vakti…