Sus Zamanı
Sus zamanı şimdi
Eylemlerin monotonluktan çıkıp
Ruhsuzluğa döndüğü zaman
Kıyametin arifesi belki de
Kelimelerin tonla para karşılığında
Sessizlik yeminleri ettiği zaman
Gözlerin donuk renklere bürünüp
Gözyaşlarının
Sarı ya da kim bilir
Kahve tadında aktığı zamanlar
Ayrılık kapımın eşiğinde sabahlarken
Gelen sen olsan
Açmaya korkuyor
Düşlerim
Düşüncelerim
Ve düşünceli hallerim
'Gelen Azrail değilse kapat kapıyı, beyhudedir ayrılık'
Aşk kendini ilmeklerken
Düğüm düğüm
Yamalı sineme
Bir senden kaçış yok
Göğe doğru yalın ayak
Birde gözlerinde ki
Buğulu çayın demli kokusundan
Kime sığınsam ki
Korkunun devriye nöbetlerinden
Kim aklar siyah düşlerimi
Ne versem ki
Servetim ucuz mısralardan başka
Birde karakalem güllerim var
Sandıklı ceplerimde
Hadi onları da alın
Vermeyin yalnızlığın
İnsafsız çarmıhlarına
Şimdi sus zamanı dedim ya
Ya susmalı ya gitmeli
Ya kalemini kırmalı sevdanın
Giydirip beyaz kefeni
Ya da takılıp gitmeli
Ateşe düşen sevgilinin peşinden
Şimdi sus zamanı
Gidip açmalı mı kapıyı?
Sonrası bilemedin iki yol
Biri gider sevgili ardında el pençe aşka
Diğeri mi?
Zehir zemberek
Acısı, işkencesi belki de amacı başka.
03.10.2012 / Şair-i Gülhan...126