Sustukça
//kendi gerçeğinden saklanabilir misin//
hep yürüdüğün o kaldırımdan
gizleyebilir misin ona aşikar hallerini
bedenin ruhuna ağırlaşan pranga
kar üstü kaplarken günün kara saatleri
sen yüreğinin avlusunda
bir yalnız voltanın ilk adımındasın
mesele
güçsüz ışıkları mum gibi titrek
izbe sokaklarda
her gün sırtlamaksa isteksiz bedenini
durup bir an içinde saklanan gize
sorma zamanı gelmiştir
'acaba varmak istediğim yer
kalmak istediğim yer miydi'
izini sürdüğün hayatın
geçersin yanı başından
ruhun duymaz
işte tam da orada
karılır destesi kader oyununun
birkaç anı elinde
oyuncak olursun yalnızlık oyunun
karışır bildiğin dünya kuralları
özlemle ağzından savrulan her ah
o sokakta
gönlüne kepenk kapattıran sevmek eyleminin
devrik gençliğini ulu orta vurduğu yerdir
ağlak tavırlar da yasaktır
kendinde birikirsin
o yüzden gözünden akmayanı
haykırsan içinin kuyularına
bağırır yüzünün dalgınlığı
ve dudağında kıvrılan ses üzredir sis
bu adamda midas berberinin halleri var
der kimileri
ve sustukça
//birleşen cümlelerin gönül ile semahta
harflerine mızrap şelpe sesli olur//
sönükleşir gözlerinde
umuda yakılan mum alevi
bilirsin ki
yüreğindeki sevgi
ç/evrilemesin diye nefrete
benim dediğin her şeyden
vazgeçersin
ve bu kader değil
yalnızlığın yüreğine muhalif
lal mürekkeple yazılan bildirisidir
31ocak11