Tutulma
Yine güne tutuluyor kararıyorum gün ortasında...
Simsiyah bulutlar yas'lı gelin gibi duvak olup örtüyor yüzümün ifadelerini...
Evsiz yurtsuz tüm hislerim...
Tüm inceliklerim derin kesitlerin içinde
Anlaşılması güç birikintilerim
Biriktirdiklerim boğazımda düğüm düğüm boğulmakta, yavasça can çekişmekte...
Gitsem mı, kalsam mı bilemedim..
Cahilliğime yeniliyorum...
Hangi işgallerin mağduruyuz?
Aşk; top'la tüfekle kazanılan bir savaş...
Sen ve ben uçsuz bucaksız yolların düşmanlarıyız...
Tozu dumana katan kara trenlerin uğultusuyuz,
Son istasyonun ilk yolcularıyız...
Kaçırdığımız heveslerin ardından merasimler düzenleyip,
Kan kırmızısı mendillere değdirip gözlerimizin yaşını
ve tuzlu sular döküp hiç bitmeyecek yolculukların arkasından
Bin bir bedduaya sığınmak bu merhamet ile vicdanın karmaşası...
Sonuçsuz...
Adını düşürdüm dilimden...
Nerede bilmiyorum sanırım soğuk bir kadının koynunda
ya da bulutlarda gök'yüzünde, soyunun devamında
Bilmiyorum...
Neden büyümeme izin verdin?
Neden ilk adımlarımda beni el'siz bıraktın?
Ben senin kördüğümünüm
Ben senin yaş'lı gelininim...
Keşkelerdenim...
Yıllar sonra kırdığım kalemin,
Verdiğim hükmün,
Astığım adamın dirilişi...
Git...!
Çünkü gitmekti en iyi bildiğin...
Ama nereye gidersen git;
Ben orada sağını soluna bağlayan kemiğin ortasındayım
ve sen tenimin kokusuna aşık adam
Çocuk gözlerime yansıyan suretin gibi değil dünyam
Hiç bir zaman seni gördüğüm gibi huzurlu değil...
Ben senin vicdanının hayali kahramanıyım
Bin tane adım var...
Ama en güzeli adıma eklediğin son sessiz harf...
Sahiplenme beni...
Sevme ama yine de gitme...
Yalanda olsa sesinin telleri,
Doğru yanında, söyleyemediklerinde bul beni...
Ama yine de sevme
Ama yine gitme...
Susma keşkelerin için susma...