Üç Endam Aynası
üç kadından
tokat gibi
sokak gibi
aşk gibi geçen çocukluğumun izlerine
yine de seviyorsun beni İzmir
ihanet ettiğimi bile bile...
I.
rumuz...derdest hicran
/bakkaaaaaallll
biraz da bana bak/kaaaalll/
çıkınca kirpiklerin güneşe
gözlerin keserdi gülüşümü
ölümlü dünyanın
seyirlik güzeli
bakla falında çıkmış bir hayatın
kalpten anahtarı asılıydı
boynunda
okul kaçkınıydım
uyandığımda koynunda
bir zabit asılıydı duvarında
kenara iliştirilmiş
kilitli kalbi görünce anladım
'çakırım benim'
diye öptüğün gözbebeğim de
zabitin yol haritası saklı
yıkadın
pakladın
demirbaş karyolanda sakladın
yedi yaşımda okyanusu gördüm
gamzelerinde
ne çok adamlar boğuldu
handelerinde
II..
rumuz...cımbız payidar
/tümbede tüm
dinledi götüm/
makara elinde
saçlar belinde
yüksek topuk gururu
hafif meşrepliğine eğlence
kıldan tüyden aldığı intikam
kaşlarına yandığı göçmenin
kaderiymiş
kederin sinmiş
tükürdüğün her iplikte
kendine ait doğruların vardı senin
asla vazgeçmediğin yanlışların gibi
ne varsa salladın hayata
hayat beni sana saldığında
derdest hicranla ah'laşıyordunuz
aynı makamda
çocuktum
ilk beyazımı kopardığında
her şey kara ile başlarken
beyaz payidar kalacaktı
yaşlandığımda
III...
rumuz...kambur gönül
/gönül...gönül...nerede kocan
sırtımda ya işte kocaman/
korkuyla başlamıştı
senle aşkımız
"kambur" yazmayı öğrendiğimde
defterime ilk sen yapmıştın
kenar süsünü
kalp gözümün gönülü
iğne işine
tığ işine
çeyiz yaptın
gelinlik giymiş çirkinlere
bu şehrin kehaneti kıskandı seni
sen yazdın çıktığın yolda
çıkıntının kaderini
gönlümün nabzı kendine ait güzel
gün
sırtımda sensizlik kamburu
gönül
kamburun çıkıntısı
alicengizoyunu
(...üçünü de çıplak gördüm yedi yaşlarımda İzmir Karataş hamamında... üçünü de çıplak gördüm deli yaşlarmda, Dario Moreno sokağında... üçünü de çıplak gömdüm İnciraltı mezarlığında...)