Üşüyorum
Sanki Veysel'in türküsü gibiyim uzun ince bir yoldayım gidiyorum gündüz gece
bilmiyorum ne haldeyim gidiyorum gündüz gece.Ben de bilmiyorum Veysel baba
Aşk şarkıları söyleyen bir yazın sonbaharına dönüşmesinin verdiği fani bir üşüme hissi
değil bu. Aşk'ın ellerimi buz kesmiş olmasına rağmen ıssız bir gecede yokluğuna
mahkum bir ruhla seni yazarak unutuyorum üşümüşlüğümü.
Gidişin gidiş değil belikli dönmeyeceksin.
Hangi baharlarda güller açacak,
Hangi yazlar yüreğimi ısıtacak.
Üşüyorum,üşüyorum,
Cehennem ateşinde üşüyorum.
Hayalimde can bulan esprilerini kendimde unuttuğum ne varsa sende bulduğum her
şeyi özledim.Bitmeyen şarkıları,yazılmayan mektuplarla,söylenmeyen sözleri
özledim.Seni özledim, özledim bebeğim.
Bırak rüyalarımı yalnız bırak,
Bitir umutlarımı bitir artık.
Sana mahkum'muyum,
Be insafsız,be kitapsız,
Üşüyorum,üşüyorum ,
Cehennem ateşinde üşüyorum.
Çekip gittin kalbinin bütün kapılarını kapatarak. Oysaki sende biliyordun seni senden
çok sevdiğimi.ne olur söyle,sevmek günah mı.İnsan sokaktaki köpeği de,kundaktaki
bebeği'de sever.Yoruldum,yoruldum seni sevmekten yoruldum.
Ağlamak istemiyorum.Ağlama gözlerim.
Mevsim yağmurları gibi yağma ne olur.
Sevmek için sevdim Allah'ım,
Üşüyorum,üşüyorum,
Cehennem ateşinde üşüyorum.