Yakın...
son sözümde daha yakın...
sen türkü söylerken, her duraksayışında
nefesim yüreğime, ruhum omuzlarıma
bilsen de bilmesen de; daha yakın.
sırtını bana dönüp bilmeden, yüzünü güneşe çevirişinde
o, bir daha geri dönüşünden umudunu kestiğim
çocukluğumun elmalı şekerleri gibi
dudaklarımdan, yanaklarımdan, parmaklarımdan
eksilen tatlı ve başkalarına verdiğinden çok
bana hayat veren gülücük
yüzüme daha yakın...
sustuğumda da dinleyemememiştim yine
içten içe özlediğim rüzgar sesi
artık duyuluyor, insanlığın gürültüsünde bile.
sen gülümsedin bana, içimdeki kayıp çocuğa...
sen bir cesaret adımı uzağımda;
henüz söyleyemedim ama aşk bana çok yakın...
bilsen de bilmesen de;
yüreğin bana, ellerim avuçlarına bir hayal kadar
ruhum allaha, yarattığı toprak kadar yakın.