Yalnız Kahkahalar
çok yalnızım
ve öldürürse beni yalnızlık öldürür,
Ya kalbimi durdurur,
ya aklımı dondurur...
öldürürse yalnızlık öldürür...
simsiyah öykülerin arasında celladım
kararmış suratlarda gün saydı göz damadım
aklımın kırbacına tutunmuş soylu kadın
bırak git beni artık, yalnızlık kaldı adım...
ömrümü toparladım yıllarca adım adım
düşündüm de sonunda olmadığımı anladım
ne kadar titresem de üstüne imdadımın
biraz taş bir kaç çomak yalnızlığımla yandım
gözlerimde çekilmiş bir film gibiydi her şey
her yerde bir aksilik tufanı kopuyordu
ruhumun taraklanmış yönlerinde yosundum
her zaman çağrılmayı bekleyen bir isimdim
fakat nereye baksam yalnızlığa kesindim
şarkılar dinliyorum yarı aç yarı çıplak
tamamı rendelenmiş bir ten dibinde çatlak
gölgemi demliyorum konuşmak için artık
perdelerin nabzından bir rüzgar nemliyorum
yapışkan tutkuların kirli darağacında
kulaklarımı kısmış yalnızlık dinliyorum
şimdi bir dev gibiler bahçemdeki ağaçlar
yaprakların sabrıyla yaşayan yeşil düşler
ayaklarımda kahır ütülerken kaldırım
ters tepmiş yaşamların üstünde karyolayım
yalnızlık benim kahrım, bırakın ağlayayım...
bir kalbim vardı belki şimdi öldürülmüştür
bir aklım vardı belki fikri söndürülmüştür
bu kararmış sokaklar içerisinde bir gün
atarken adımımı gökler döndürülmüştür
toprak bir parça huzur verirken susmuşlara
kin bulayan nefretim konuşmadan gülmüştür
yalnızlık benim sihrim, var eden benliğimi
yalnızlık aslında kim diyorken önlüğümü
çıkarmış yatıyordum, nefessizler yurduna
alkışlar yolluyordum umutsuz umuduma
şimdi derinlerimden fırlayan duvarlarım
yarına rahmet veren kadersiz pencereler
gözlerimi diktiğim ipliklerin kalbinden
sonsuzluğa bir zaman tüneli kazıyorum
yalnızım hep yalnızım, kendimi yazıyorum....