Yalnızlığın Adı Başka
Daima evde yoktur; masum,naif çocuk; yanakları al.
Ama içerde ışıkları açık unutmuştur; yalnızlığın pencerelerini açık
Aydınlığın adı da yalnızlık!
Tüller aralık,
Ampul çıplaktır...
Tüm duvarlar yine aydınlık.
O al beniz terk etmiştir yalnızlığını,
Tek bir gölge yoktur evde,
O kapıyı çalarlar,çalarlar....
Cevap;
O kapıyı çalanlara çarpar...
Menekşe kokulu,
Sahillere bakan o birinci kat, çıplak ampul,aydınlık duvar...
Evlerin sessizliğine yaslanır
Koklar kapıda olanlar...
Korkarlar nedense
Yalnızlıktan belki de...
Denize boğulmak;
Yağmura ıslanmak;
Serine yanmak;
Sıcağa kanmak/kanamak/anımsamak düşer.
Onlar;
Sıcağa kanamak isterler öte yandan.
Kalabalıklarında yalnız kalmaya yeltenir;
Beceremezler.
Eski bir ağıttır çocukluklarından kalma bir anı;eskitemedikleri yalın bir yansımadır ay ışığı; aynalarında,kırık!
Boz bulanık bir yağmur bastırır,bir an
Camlar görünmez olur.
Aşk bastırır, nefessiz bırakır yağmuru.
Anılar fotoğraflaşır,
Yüzler soluk.
Ama nefesler derinleşir nedense,
Var olma çabası can çekişir durur.
Tüm anlatılanlar,
Tüm aldatılanlar, sanki yokmuş gibi ...
Soğur...
Aslında kendilerine aldanmışlardır.
Aşk; kendini sorgular!
Aşk; aşk olsaydı eğer; korkmazdı yalnızlığından belki bu kadar;
Kapısı çalınırdı çıplak ampüllü evin,
Rüzgar basar girerdi beyaz duvarlı salona;
beyaz duvaklı tül perdeler daha bir nazlı salınırdı...
Duraksız olamazlardı, nasılsa.
Önce ışıkları söndürürdü aşk,
Sonra pencereleri açardı sonuna kadar...
Yağmurları alırdı içeri,
Islak...
Kucağında okşardı ağlayan handeleri bir bir...
Parmakları iyot,
Parmakları tutku,
Parmakları yeşil kokardı.
Ve bir kırlangıç konardı bahara.
Aşk kokardı yalnızlık.
4 nisan 2010 istanbul