Yibo' da Yaşam
Altı yaşında yatılı. minik bir yürek
İlköğretim zorunlu okunacak.
Ana baba kimse istemez ama,
Çare yok, yerleri yurtları burası gidilecek.
Minik yürekler bir başka atar burada.
Ana kucağından demir ranzaların kucağına.
Evde annesi ağzına lokma koyarken,
Burada elinde tabldot, geçer yemek kuyruğuna.
Pazartesi yataktan kalkınca başlar
Yürek çırpıntısı.
Anadan, babadan ayrılmanın üzüntüsü.
Vardır çoğunun, ya abisi, ya ablası, ya köylüsü.
Onlar küçük annelik babalık yaparken
Minik yüreklerde yazılır hasretlerin öyküsü.
Bazıları da var ki ;
Ne ana var ne baba soran.
Kimi olanaksızlıktan,
Kimi umursamazlıktan.
Bayramdan bayrama giderler evlerine.
Onlarınki yürek törpüsü.
Onlar ki aile parçalanmış.
Yürekler param parça.
Bakakalırlar gidenlerin ardından.
Başlar bir yana devrilir sessiz.
Sanki üzerlerinde ölü örtüsü.
Tez zamanda kaynaşırlar hemen.
Aşağı köylüsü, yukarı köylüsü.
Oyunlar oynanır grup grup.
Dillerde hep hasret türküsü.
................
Sabah altıda çalar kalk zili.
Üst baş giyilecek,
Çarşaflar dümdüz gerilecek.
Minik eller bunu nasıl becerecek.
Küçük anneler babalar iş başında.
Onlar da bir gün büyüyecek.
Elbiseleri katlamayı,
çarşafları gerdirmeyi öğrenecek.
Yeni minik yürekler geldikçe;
Annelik babalık sırası, onlara gelecek.
Kısacası burada öğrenirler zorlukları aşmayı.
Sevgiyi, şefkati, paylaşmayı
Türkçe, matematik, fen sosyal elbette fakat.
Öğrenirler asıl; yaşayarak yaşamayı.