Yılkıya Sürülmüş Emanet Bir Gidiştir Ayrılık
//....tevellüde ilikli bir yangındır AŞK
bir kere doğar işte yücelerden
döner dolaşır arada
arada karışır kafası başka sularla
her doğuş ölüme dek dönülmez bir başlangıçtır
bir yanı düştür işte bir yanı salkım sevda
an gelir mayhoş bir şarap olur alır aklını
an gelir sek bir çarpıntı
aşk bir kere göz kırpar işte
bir kere çıkarır bebeklerini yerinden
bir kere çıkar nehir yatağından
ve bir daha tersine b/akmaz ...//
_____________________ S. Akdeniz
payitaht kesiği sancılar güderken yılkıları
midye dolma gibi kandırırsın yarınları
sadece kabuğu sensindir aslında
ayrılmışsın ya
sert ve kesicidir kabuğun
doludur için aslında
ama
kapanmıştır ağzın sıkıca
konuşmazsın
sana ait değildir içindekiler
karışıktır için
çünkü için dolmadır yalandan
belki de tamamı yalan...!
minare sancılı ahlar proleterya göçüğündedir
saatten almış başını günlerle doldurursun kovaları
düşünürsün
kumruların çabası bir ihtimal daha postalar düşlerine
tüm ışıklar söndüğünde takılır fişi çünkü zihnine
incinsen de
sevmek bir yanından arsızlıktır
maruzatı kurban edilmiş bir hayal
nereden nereye
ki;
arıza verdikçe
desteden eksilir habire çöpler
ama sen de bir ormansın
onulmaz yaralar bırakırsa ayrılık
yaşanmamışların odak noktasına süresiz bir nişan ,bakıştır
üflüyorsan eğer
bir şeyler vardır demektir
protez sevdalar bu kadar yakmaz
hayallerin bir yanı
düşlere bulanmış kazık olsa da
nadasa kalmış toprak izinlidir sadece
ve
ne olursa olsun
en çok yılkıya sürülmüş emanet bir gidiştir ayrılık...!
perçemler kapatmaz ne kadar uzarsa
gül gamzeleri
bir sonraki gün şifaya davettir hep
eğer ölüm olmazsa
bozuk paralarını tümlersin en çok
harcanmadıktan sonra yıkılmaz aşk ocağı
en çok elinden alınmış hırsa kadem bir aşk oyuncağı...!
her mevsim ayrı bir anlatıdır sevenlere
her biri yeni bir umut kapısı
devamlı karamsar fal olur mu hiç
umut ihsan bekler çünkü
misafir ikram
bir gün daha iyiye kukladır işte insan
yoksa yaşanır mı kara gömleklerle usanılmaz mı
hem seven boşa mı sürekli affa kulaklıdır her zaman...!
bugün dünden başkadır
yarın dünlerden hürmet bekler hem
mevsimler kanto atarken geçmişe
aşka yürünen yol hep taşlı olmaz değil mi
yaşatacaksın işte öldüremediğini
asfalt sayacaksın işte bundan böyleleri
sevmeye sahurlu bedenler küfre değse de
bileceksin
imansız olamaz
hariçten gazel attığıma bakma
sözüm sanadır gül goncam
hadi tut ellerimi
şimdi zaman aşk zamanıdır
ne kadar dolaşsa da yelkovan
bir vakit mutlaka akrebine konar
ne yoruldum der ne de bıkar
unutma gülbebeğim
aşkın akrebi sevenini sadece öper ama sokmaz...!
ToprağınSesi