Yorgun Taş Yığınıyım Erte Baharlara Çöker Sis Aynalarım
---
Yorgun taş yığınıyım
Erte baharlara çöker sis aynalarım
Yüzümün efkarında b/atık güneş
Ağzımın çeperinde tozu karanlığın
Mağrur bakışlarımda öteklendiğim kaç kibirdir bu
Oysa ben karamsarlığa çekmeyecektim tan vakitlerini
Yitip gitmeyecektim bu pecmurde kentte
Hüzünlü şarkılar artık ağlatmıyor beni
Akasya kokulu bir kadının gülümseyişi düşerdi y/adıma
Tek telli bir çalgının sesinde kavalyesi olurdum raks edişinde
Adının baş harfinde bahar saklardı ya
Her kahkahasına çiçek açardı
Saksıya g/izlenen dudak arası
Gümüş bir tepside sunaktı yüreğime dair..
Güller bırakınca renklerini
Biçimlenirdi yanakları al al
Resimleri çalardı gözlerimi
Eskimiş bir şarkı gibi halden anlardı sözleri
Devrilmek,
Pastel giyinmiş bir ırmağın akışına
Cevabı bilinmedik sorguları sine ç/ekmek
Zincire vurulan bir mahkumun gerçeklerine kulak vermek gibi
Cehennem kokan bir yerden
Cennet uhrevinde sevi yüksünmek
Yanık düşlerime giydirdiğim ertesimdi yeşil b/ulanmam
İşveli bir bakış
Kendime huzur saydığım iki mısra şiirdi kalemime b/ulaşan
Dünyayı deli bir düşünceyle durdurmak
Kendime sus dediğim anda yeniden döndürme anımdı aslında yaşamak
Esrarımı derinleştiridiğim andı sarsılarak arzularımı uyandırdığım
Gece lisanında izafi hayallerle süslediğim
An geldi çocuk oldum korktum karanlıkta
An geldi çıkmaz sokakların aşamağında yalnızlığı üfledim
Çıkmazı çıkar bildim ruhuma
Çıkarı asla paye etmedim
Yorgun taş yığınıyım
Erte baharlara çöker sis aynalarım
Yüzümün efkarında b/atık güneş
Ağzımın çeperinde tozu karanlığın
Mağrur bakışlarımda öteklendiğim kaç kibirdir bu
Oysa ben karamsarlığa çekmeyecektim tan vakitlerini
Yitip gitmeyecektim bu pecmurde kentte
Hep çocuk k/alacak hayallerim
Topaç yuvarlayan masum ellerim
Ya da
Efsunlu bir rüyada
Çelik çomak oynayan kırık yeminlerim...