Zaman Tutanaksız Bir Davadır Artık
Gün biter
İnce bir hüzün kaplar sokakları
Tenhada bir yerde
Susar cümleler
Gölgeler çekilir
Saatler uzar
Anlamsız bir kavga başlar
Yitik masallarda
Kaf dağının ardında büyür aşk
Yağmur yağar
Caddeler boyanır karanlığa
Deniz çeker ellerini
Poyraz siler yaşları
Mavi gözlü çocukların yüzlerinden
Anlamsız bir resimdir artık
Asfalt yollar boyu uzanan çizgiler
Tanrısız bir şafak söker
Cümlesiz sözler büyür dudaklarda
Ölü şiirler doğurur şairler
Şarap kırmızısı gecelerde
Yağmur diner
Bar köşelerinde
Devrimlerin ırzına geçer
Cümle bile üretemeyen
Sefiller
Ay saklar yüzünü
Yıldızlar gider
Zaman tutanaksız bir davadır artık
Eylemler suçsuz birer kadın
Sakin bir nehir akar
Şehrin orta yerinden
Sancısız doğumlar ister bakireler
Toprak güler
Hiç gelmeyecek yolcular beklenir
Tren geçmeyen istasyonlarda
Sessiz bir siren çalar
Raylar uğuldar
İsimler kaybolur
Şafak söker