Zamanın Hışmından Ölüme Doğru
This poem was selected as the poem of the day on 29.06.2017.
İçimde büyüyen hasreti,
Hangi zaman dilimi anlatabilir.
Gözlerimdeki seli ,hangi şehir dindirebilir.
Beynimde, bir yığın düşünce uğultusu
Kafam memleket gibi , karmakarışık.
Maalesef artık görünmüyor,
Ne bir ses ne de bir ışık.
Failine meylediyor duygularım
Kalın romanlarda görüyorum içimdeki kaçağı
Kokusu odama sinmiş bir yığın hüzün
Bu saatten sonra bir anlamı kalmadı sanırım
Ne cümbüşün ne de sazın.
Hayatımı zehir eyliyor,tütün ve anason
Beynim uyuşuk,kafam dumanlı
Satırlarım sitemkar
Ey canına yandığımın Ankara'sı!
Ciğerime dek işliyor,
Sokaklarına tane tane yağar kar.
Yalnızlık zalim vesselam
Kırıyor direnme gücümü
Kime kızayım, kime çatayım şimdi.
Gidip kimden alayım öcümü.
Suskunluğum ah ! Suskunluğum
Gizleniyor aynaların kalbinde
Kir pas içinde saçım sakalım,
Düşüncelerim,
Gidip geliyor kalbimle aklım arasında.
Bir zamanlar sesimin titrettiği,
dağları arıyorum.
Kaval sesindeki huzuru,
Çıngıraklarıyla geçen sürüleri,
Ben, beni arıyorum aslında.
Benliğimde kaybettiğim beni ,
Çocukluğumun geçtiği dere kenarlarını,
Çınar ağaçlarının gölgesini,
İlahisini Şeyh dedemin ,
Maziyi arıyorum,
O , çağı kirlenmemiş bahtiyarlığımı
Galiba, dermanım kemale erdi.
Kimsesiz bir mezarlıkta, kimsesizliğimi buluyorum.
Elveda dibi delik dünya.
Sessiz ve gürültüsüz,
Senden el ayak çekiyorum.
Yani,
Ölüyorum...