Ağlatma Beni Evlat
Şiir yazıyordum; hani şık bir dizenin devamını makyajladığım, hayal dünyamın zenginliğinden hiç esirgemeden oluşan cümleleri barındırdığım sakin bir rüzgarı aniden fırtınaya dönüştürüp sonra sağanak yağmuru misafir ettiğim dağ, taş, böcek, vesaire...
Aslında şiir anlatmak değil, maksadım. Geçenler de yazıyorum ve çocuklarım evde konuşmalarıyla engelliyorlar ruhumdan geçen süslü dizeleri yazmamı. '' Arkadaşlar iki dakika müsade edin şiir yazıyorum '' Bir kahkaha '' Anne beraber yazalım '' önerisi '' Heyyy neden olmasın'' yazdık ve o akşam şiirimiz meskenimin yani Şiirkoliğin inciler köşesin de.. Değmeyin bizim keyfimize.
Ertesi gün, Sezgin ( Oğlumun arkadaşı, manevi oğlum, çocuğum ) bir not kağıdı iliştirdi elime aynen şöyle yazıyordu
Hiç bitmez acın asla dolmaz yerin demiştim ya annem Senden başkasına asla anne diyemem demiştim ya sana Senden sonra bol hoşcakallı günler yaşadım Hani beni emanet ettiğin iki kardeş var ya En çok hoşcakalı onlarda yaşadım En zor günler de bir el uzandı Sopası yok ama sihirli kitabı yok ama bilgili Annem yok ama anne kadar ilgili Sana seslendiğim gibi sesleniyorum anne Sakın kızma olur mu Onunda oğlum deyişi senin gibi...
Dedi ki; ''Anne şiir yazdım, beğenirsen bunu da yaz'' Düşündüm de şiir yazarken allayıp pulluyorum, hiç gitmediğim Paris'e ya da hiç görmediğim dağları getiriyorum dizelerle, hiç tanımadığım bir şahsa ''Merhaba ya da sonsuz aşkım elveda'' diyorum. Hayatımızın aynasını nasıl tutabilirim sayfaya, yazmassam ya oğlum kırılırsa.. Sessiz düşüncelerim med-cezir oldu yüreğimle aklım arasın da derken cesaretsizliğimi cesarete büründürüp yazdım sonun da ( Yük kalktı omuzlarımdan.)
Ama hayat içimi çok acıtıyor böyle anlar da şiirlere saklanıyorum hemen. Ve hemen başka ben oluyorum tanımadığım bir duygu yakama yapışıyor, yeniden... Kağıt, kalem ve bolca makyaj malzemem...
Bu kadar acımasız olmasaydı yaşam,keşke...Ahh keşke.