Aykırı Hayatlar - 1
This piece was featured as the selection of the day on 19.12.2014.
Çocuklukları birlikte geçmişti. Gizli saklı şeylerin aralarına girmesinden hoşlanmazlardı. Verdikleri söz her zaman dostluğa dairdi. Zaman denilen meret, inadına karanlığa akarken, içlerinden yalnızca birini çekip almıştı kendine. Amarna, gün geçmeden yeni birer kabus görüyor, ve gördüklerini içinde tutmayı başarıyordu. Uzaklaşmak, arkadaş çizgisinin dışına çıkmak onu korkutuyordu. Yinede on dokuzuncu yaş günlerini beraber kutlamışlardı. Dedikodular epey birikmiş olmalı ki, anlatacakları şeyler, şafağın sökmesini de beraberinde getirdi. Hepsi ayrı yere sızmış, sanki geceyi bekleyen birer yarasa gibi yuvalarına çekilmişlerdi. Kapı birden aralandı, Amarna gözlerini açmak istemiyordu. Çünkü odasına girdiği şeyin farkındaydı. Çığlık atıyor. Cebrail, Aysu, Güray diye arkadaşlarının her birine sesleniyor; ama ne duyan ne de gören oluyordu. Bismillahirrahmanirrahim diyerek sıçradı yatağından. Terler içindeydi. Hemen banyoya koştu. Boynunda kırmızı izler gördü. ' Yok dedi, bu böyle olmayacak. Yarın hemen bir doktora gitmeliyim. İyi değilim ben. ' Sonra arkadaşlarına baktı teker teker, hepsi mışıl mışıl uyuyordu. ' Allah'ım dedi, bula bula beni mi buldun. Neden böyle şeyler hep beni bulur. '
Okul çıkışı arkadaşları, sinemaya ısrarla davet etse de, o kabul etmedi.
-
Amarna, sana ne oldu böyle. Son zamanlarda biraz farklı davranıyorsun. Biz hiç ayrılmazdık.
-
Bilmiyorum Cebrail, bir sıkıntım yok. Biliyorsunuz, biz her şeyi paylaşırız. Sorunum olsa, neden anlatmayım sizlere.
-
Peki öyleyse, başka zaman mutlaka gidiyoruz hep beraber ama, itiraz istemiyorum.
-
Tamam, söz veriyorum. Yine dördümüz takılacağız.
Hacettepe hastanesinin psikiyatr bölümünden randevu almıştı o gün. Şansına aynı gün çağırdılar. Doktora gittiğinde, teker teker her şeyi anlattı.
-
Hocam, son bir aydır şiddetli kabuslar görüyorum. Hatta dün gece öyle bir şey yaşadım ki inanmayabilirsiniz. O girdi odama, nedir, ne değildir bilmiyorum. Siyah büyük bir şey. Boğazıma sarıldı, çığlık atıyorum; ama sesim çıkmıyor. Besmeleyle uyandım. Banyoya gittiğimde boynumda işte bu kızarıklıkları gördüm.
-
Hm. Anlıyorum kızım. Senin ailen, annem, baban yok mu? Onlar neredeler ?
-
Biz dört arkadaşız. Beraber çeşitli yerlerde çalışarak geçimimizi sağlarız. Ailelerimizin bazıları var, bazıları yok. Mesela ben hem yetim, hem de öksüz doğmuşum. Biz çocukluk arkadaşlarıyız zaten. Her şeyi beraber yaşarız.
-
Anlıyorum. Ben şimdi sana bir kaç ilaç yazacağım. Mg'ları biraz yüksek olacak. Yalnız senin yaşadığın şeyleri tıp belki anlamayabilir. Bir çeşit cin musallat olmuş sana. Bu verdiğim ilaçları al, düzenli kullan; fakat bir hocaya da gitmeni öneririm.
-
Tamam hocam, çok teşekkür ederim.
( Bir yıl sonra )
-
Siz Çakıcı kızı Amarna, Kaya oğlu Sedat'ı eş olarak kabul ediyor musunuz?
-
Evet
-
Peki siz Kaya oğlu Sedat, Çakıcı kızı Amarna'yı eşiniz olarak kabul ediyor musunuz?
-
Evet
Salondan büyük bir alkış tufanı kopmuştu. Aysu ve Güray birbirlerine bakarak gülücükler saçıyor; konuyu henüz kavrayamayan Cebrail, içi burkulmuş, biraz da kırılmış bir şekilde arkadaşının evliliğine mutlu olmaya çalışıyordu. Hayatında evliliği hiç düşünmeyen Amarna ise, Sedat'ı bir çeşit kurtuluşu olarak görüyordu. Evlilikleri normal bir çift gibi değil de, iki yakın arkadaş gibi gidiyordu. Bir gün Sedat, Amarna'yı yanına çağırıp konuşmak istedi.
-
Hayatım, biliyorum yaşadıkların hiç de normal şeyler değil; fakat ben senin kocanım artık. Bana her şeyini paylaşabilirsin.
-
Biliyorum Sedat. Ama beni de anla. Alışmaya çalışıyorum bu düzene. Pek yaşadığım bir konu değil bu.
Günler ayları, aylar ise yılları kovalıyordu. Bir gün, Sedat işteyken, bilgisayarını açmış, nette arkadaşlık sitelerini dolaşırken buldu kendini. Online bir adama gözü ilişti. Yazışmaya başladılar. Adamın her verdiği cevap, kendisini heyecanlandırıyor. Kurduğu cümleleri çok kibar ve yerinde buluyordu. Sedat aklının labirentlerinde kaybolmuştu çoktan. Şimdi beyninin uçlarında gezinen bir başka adam vardı. Üstelik bu adam kendisinden yaşça oldukça büyük ve de daha zekiydi.
Cebrail ise kendi kabuğuna çekilmiş. Gizemli dünyanın kollarına atmıştı kendini. Aysu ve Güray hayatlarından oldukça memnun, sanki hiçbir şey olmamış gibi yaşamlarına yine eskisi gibi dost birer sırdaş olarak devam ettiriyorlardı.
Bunlar yaşanırken Amarna'nın canını sıkan bir şey vardı. Ya Cebrail de bana benzerse diye endişeleniyor ve yatmadan her gece Allah'a dua ediyordu.