Bir Çift Düğme
Sevmek vardır; sevdiğine her an sevgisini anlatır, teninde hisseder nefesini, ağladığında sevdiğinin yanaklarından dökülür gözyaşları...
Sevmek vardır;söyleyemez sevgisini.Oturup onu izlerken bir köşeden, ruhuyla öper yanaklarından, o görmeden dudaklarında arar kendini. İşte bu sessiz sevmek sevgili...
Bizim kahramanımız da öyle sessiz sevmişti prensesini, bir kere dokunamamıştı ellerine elleri, susarken dinlemişti sevdiğinin sesini, bir nefeste doldurmuştu tüm vücuduna sevgisini, gözyaşlarıyla söndürmüştü son izmaritini, sonra da o dumanda boğulup gitti...En sonunda prensesinin montundan bir düğme kopardı, her damla gözyaşını ona akıttı, onunla dertleşti, onunla konuştu.Prensesine söyleyemediklerini hep ona söyledi...Birgün ayrılık vakti geldi.Prensesinin camında sabah etti, tek dert ortağı o düğmeydi, gene ona söyleyemediklerini anlattı düğmeye.Son kez dedi 'gitme!'...
Artık herşey bitti dedi.Sen onu sevdin o seni sevmedi, o bunu bilmedi.Derken prensesi belirdi camda, hüznü düşmüş gözlerinden damla damla...Kahramanımız sımsıkı tutuyordu düğmeyi avucunda, sanki prensesinin elini tutar gibi.O anda prensesi ona montunu işaret etti...
Kahramanımızın da tek düğmesi bu aşka şahit gitti...