Böğürtlen Şarabı Tadında Sevdalar
Şarap lekesi gibi anılar hafızamda.
Ne yaparsam yapayım bir türlü silinmiyor. Yerine başka şeyler koymaya başladıkça geçici olarak kayboluyorlar. Ama öyle bir yerde ortaya çıkıyorlar ki ne unutmak ne de saklamak mümkün oluyor.
Bazen beynimi çamaşır suyuna batırasım var. Belki o zaman diyorum yıllardır silinmeyen lekeler yerini bembeyaz bir beyne bırakır.
Ben neygillerdenim anlayamıyorum. Senden hariç her şeyi unutan bir beyin. Bazen ismimi unutacak kadar bir hafıza benimkisi ama senin sol gözünün altında ki o küçücük izi unutmayacak kadar deli.
Birden bire her şey düzen içindeyken gitmene anlam veremiyorum. Sadece ben değil üstelik bilimde bunun imkânsız olacağını söylemekte. Hiçbir insan birden bire hiç bir şey yokken ortadan kaybolamaz demekte. Adını hatırlayamadığım tonlarca kanun var. Hiçbir şeyin olamayacağından bahseden. Gerçi bunlarla seni bağdaştırmak mümkün olur mu ki sevgili? Sen her şeye aykırıydın çünkü. Sen daha sevginin kanunlarını çözememiştin ki.
Sevgide terk edip gitmek yoktur! Sevgide insafsızca katletmekte yoktur! Üstelik sevgide üç kişi yoktur! Sevgi iki kişiliktir ve ağırlık merkezi kalptir! Kalptir sevgili ten değil veya başka birinin bedeni değil! Seni beynini çamaşır suyuna batıracak kadar sevenin kalbidir ağırlık merkezi. ki bundandır ki en büyük acıyı ben çektim. Aşkımız olacağına acının merkezi oldu kalbim.
Olsun ben yinede pişman değilim ki sevgili. Evet, sen olsan güzel olurdu. Ne güzeli muhteşem olurdu ama olmadı. İsyan etmek yerine yokluğunla anlaşmak daha mantıklı geliyor. Evet, seninle yaşadıklarım bir şarap lekesi gibi işgal ediyor beynimi ben onları çıkarmak istiyorum. Bunun nedeni seni unutmaya çalışmam değil ki.
Yokluğunla yeniden bir sayfa için tüm bunlar. Beynimde ki kocaman bir şarap lekesiyle yeni bir ilişkiye nasıl başlayabilirim ki?Üstelik bu bir yabancı. Varlığının yokluğu. Hiç alışkın olmadığım hiç tanımadığım. Yüzünü bile anımsadığım ölüm soğukluğu olan bir hayalet. Kim bilebilir ki ben belki yokluğunla daha iyi anlaşacağım. Belki yokluğun da benimle aynı fikirdedir. Aşk iki kişiliktir diyecek belki oda. Sonuçta bakıyorum da yüzünü hiç de aynı değil. Onun sol gözünün altında bir iz yok. Üstelik üst dudağının sağ tarafına doğru olan yerde küçük beni de yok. Üstelik yokluğun sigara içmemekte. Ha birde yokluğun hiç konuşmamakta. Olsun.. Belki konuşur. Konuşmasa da önemi yok. O kadar konuşan sen ne yaptın ki? Onun konuşmamasından şikâyetçi olayım.Keşke sende hiç konuşmasaydın. Ben gözlerine baktığım da o sol gözünün altında ki ize üst dudağında ki bene bakıp beni sevdiğini sansaydım. Keşke sen hiç konuşmasaydın. Çünkü sen hiç yalan söylemeyi beceremiyordun. Beninden tut izine kadar kıpkırmızı oluyordun. Ha birde artık dayanamayıp söyleyen dilin ortaya çıkınca yeme de yanında yat ihanetinin.
Yokluğun sussun sevgili!
Ki, ben artık di-li geçmiş zamanda yazmaktan kurtulayım. Şimdi ki zamanla yokluğunla olan anılarımı yazayım.
Şarap lekesi gibi hafızamda duran anılar kalsın sadece geçmişimde. Ben yokluğunla böğürtlen şarabı tadında sevdalar yaşayayım...