boylesine...
bütün gün seni düşündüm... bana yazdıklarıını, beni andığın, beni sevdiğin, beni düşündüğün, beni unutmadığın zamanları ... şarkılar dinledim hep, senden kalan kasetleri başa sara sara dinledim , defalarca... korkmuştum çünkü... neden dersen... onu anlatmak çok zor ama deneyeceğim yine de..korktum çünkü; unutuyordum seni, aklımdan siliniyordun anlıyormusun ? seni unutmayı yıllardır istiyordum ben aslında ...başta bu hoşuma gitmişti bile; 'bitiyor sonunda ! iki yıldan fazla oldu bu acı bu keder içimde sakladığım...nihayet bitiyor!!!' ama aradan birkaç hafta geçtikçe sadece yaşadıklarımızı değil yüzünü de unutmaya başladım senin... gözlerinin parlayışını , gülüşünü (nasıl severdim bilirsin) karıştırmaya dokunmaya doyamadığım kıvırcık saçlarını , çenenin altındaki bir tutam sakalı hayal meyal hatırlar oldum. ama bu beni bugün korktuğum kadar korkutmadı ; fotoğrafın vardı biryerlerde , senin en güzel gülüşlerinden birini yakalayan birinin çektiği fotoğrafımız. görmeyeyim diye kaldırdığım... seni anmak istediğim bir zaman için sakladığım fotoğraf. yok, bu kadar korkmadım o zaman... aradan bir kaç ay daha geçti , evde uzanmış günümü düşünüyordum . sevgilimin bana söylediği bir şey kafamın içinde dönüp duruyordu , mutlu mutlu sırıtıyordum yatağımda ... 'ellerin ne kadar güzel senin...' 'ellerin ne kadar güzel..' 'ellerin...' 'güzel...' kafamda dönen bu kelimeleri birden sevgilimin sesinden duymadığımı farkettim . senin sesindi çınlayıp duran odamda.bana bunu ilk sen söylemiştin.tekrar duymak istedim kafamın içinde, zorladım kendimi , sımsıkı yumdum gözlerimi bunu bana söylediğin anı düşünmeye çabaladım. nafile... sesin terkediyordu şimdi de . o günden sonra haftalarca hatırlamaya çalıştım sesini . başta sadece oyundu 'bakalım hatırlayacakmıyım?' ama sonra öyle birşey oldu ki... her zaman gittiğim parfümeride kendime birşeyler bakıyordum . birden önümdeki çocuk kendisi için bir parfüm denedi ve koku bana da geldi . sesin yüzün bakışın gülüşün canlandı , yanıbaşımdaydın sanki ! o parfümü aldım hemen , eve gittim odamda heryere sıktım yastığıma boşalttım . günlerce düşündüm seni ... parfümün etkisi geçene kadar . ona da alışmıştı artık belleğim... başka çarem kalmamıştı artık . elde edebileceğim tek şeyin peşinde, elimde kartla telefon kulübesine girdim. numaranı unutmamıştım hala çok şükür. aradım seni . ' alo ' dedi sesin. elimle sımsıkı kapattım ahizenin alıcısını . konuşacağımdan değil ama , ya kendimi tutamazsam? diye. sen kapatmadın telefonu . sessizliği dinledin... dayanamadım, anladığından korkup kapattım. bunu böyle bir iki kere devam ettirdim utanarak. yaptığım anlamsızdı sapıkçaydı belki. ama sesini duymak bile bir kaç ay daha seni hatırlamamı sağlıyordu; üstelik yaşadıklarmızı, elimi tutuşunu, öpüşünü sarılışını, herşeyi hatırlıyordum seninle ilgili . yinede böyle devam edemezdim. bir daha aramayacağıma söz verdim kendime ve tuttum bu sözü . sonra çaresizlikten evde seninle ilgili ne varsa indirdim masama .yazıları fotoğrafları ,bana yaptığın elişi hediyeleri ,kasetleri, cd'leri ;herşeyi. baştan sona dinledim, okudum , dokundum hepsine . aldıgın t-shirt'leri giydim günlerce. şimdi korkuyorum işte . artık yapabileceğim birşey kalmadı... yavaş yavaş siliniyorsun . dört yılım da seninle birlikte siliniyor . unutmayı o kadar çok istemiştim halbuki...
ama hayır ... seni yitirmenin böylesine dayanamıyorum ...