Fıkra Gibi
This piece was featured as the selection of the day on 13.09.2015.
Şehrin ana caddesindeki yolda eve gidiyordum. Şapkalı ve kocaman gözlüklü biri önümde durdu; ---Selamün aleyküm, dedi. ---Aleyküm selam diye, selamını aldım. Yüzüne baktım. Tanıdığım birisi değildi. Hatta ilk defa görmüş olabilirdim. O da dikkatlice bana baktı. Sonra; ---Kusura bakma, seni tanıyamadım, dedi! Gayri ihtiyari; --- Ben de seni, dedim. ---Ben Onbaşıoğullarından M....,dedi. ---Ben de öğretmen Kemal, dedim. ---Sen nerelisin, diye sordu? ---Buralıyım, dedim. --- Allah Allah, dedi. Nasıl olur da seni tanımam! Güldüm... ---Koca şehir, dedim. Herkes birbirini tanıyamaz ya? ---Yok, dedi... Ben genelde herkesi tanırım. Ama seni tanıyamadım! ---'Acaba deli mi,dedim?'Biraz duraksadım. Yüzüne baktım. Gayet iyi giyinmişti. Memura benziyordu. Emekli gibi duruyordu. Benden yaşlı olmalıydı. Boynunda sadece kravatı yoktu. Öyle titiz giyimli biriydi. Ben ona göre paspal duruyordum. O konuşmasına devam etti. --- Sen nasıl beni tanımazsın, dedi?... Hayret! Sanki ben herkesi tanımak zorundaydım? Yine güldüm. Ve cevap verdim; ---Hayret işte, dedim. Seni ilk defa görüyorum. Ondan tanıyamadım. ---Galiba öyle,dedi. Sonra ekledi; ---Haydi güle güle git. --- Sen de hemşehrim, dedim. Adam gayet sakin adımlarla ardına bile bakmadan yoluna devam etti. Yine kendi kendime güldüm. --- Allah Allah, dedim! Fıkra gibi... Ben fıkralık olayları severim. Ama böylesini de ilk defa yaşıyordum. Bu adamı ve bu olayı da sevdim. --- Haydi hayırlısı, dedim. Hiçbir şey olmamış gibi yoluma devam ettim. Sahi kimdi bu adam? Ve neden bana takılmıştı? Hiç akıl erdiremedim!Sadece; --- Fıkra gibi... Diye bildim.