Fokur Fokur Makamında
Evet, evet, bu şarkı ne nihavent makamında, ne hicaz makamında, ne rast makamında. Bu fokur fokur makamında bir şarkı, sözleri de yok sadece şarkı. Bunu söyleyende benim çaydanlık. Geçmişim içeri ki odada bilgisayarın başına yazı okuyorum, o da fokur fokur makamında mutfaktaki şarkısına devam ediyor zibidi çaydanlık. Hemen bir koşu varmalıyım oraya...
Nefes nefese vardım bir koşu... Baktım tezgahın üstü kaynar sularla dolmuş. Ya işte, ne yaparsınız yaş kemale erince unutkanlık başlıyor yavaş yavaş halbuki biraz önce altına ben suyu koydum... Arada sırada git baksana Ahmet. Tam gittim yanına, altını kısmaya, sanki bana fırça atıyormuş gibi geldi ''Yaktın altımı sonra çektin gittin bilgisayarının başına sanki onu benden çok seviyormuşsun gibi geldi bana Ahmet. '' diyor sanki bana çaydanlık...
Şimdi tutup da çaydanlığa güzel bir iki söz söylesem, gönlünü alsam acaba af eder mi beni? Bilemedim. Hayat akıp giderken bir şeyleri hatırlıyor, bazı şeyleri de unutuyoruz velhasıl. Beyinde yaşlanıyor, yürekte yaşlanıyor. Siz bakmayın bazılarının ''Benim yaşım yetmiş ama işim bitmemiş, ruhum genç.'' diye konuşmalarına. İnsan öyle istiyor hatta büyükler ''Gönül kocamazmış.'' da derler ama kocalıyor inanın bedende ruhta...
Sabah sabah nereden çıktı bu fokur fokur makamı yahu! Şimdi tut sende çaydanlığa bir şiir yaz. Yazarız yazmasına da sonrada havalara mavalara girer bu çaydanlık zibidisi... Ondan sonra bestesi mestesi filan olurmuş, sonrada şarkı listelerini sallıyormuş... Bende iyi salladım ha! Sonrada havasından yanına varılmaz çaydanlığın...
Şimdi düşünüyorum, acaba dünyada ilk defa bir çaydanlık ne zaman fokurdamıştır? Bunu iyi bir araştırmamız lazım etraflıca. Sümerler zamanında olabilir mi? Ya da Asurlular zamanında da olabilir belki? Belki de Hazreti Nuh as'mın gemisinde de çay demlemiş olabilirler mi ? Kutadgu Bilig de geçiyordur belki ya da Orhun Kitabelerinde... Ya da Yapay Zekaya mı sorsak? Bilemedim. Şimdi bunu soracağım Yapay Zekaya, o da bana saçma sapan bir cevap verecek, kafan filan bozulacak, uğraş dur sonra...
Sadece çaydanlık mı kaynıyor fokur fokur makamında? Bütün dünyada fokur fokur şu sıralar. Açlık tehlikesi, savaşlar, ölen bebekler. Bu fokurdama bazılarını hiç rahatsız etmese de duyarlı insanlarında uykularını kaçırıyor haliyle... Bazı zaman oluyor ki gece gözüme uyku girmiyor benimde birilerininki gibi, Afrika'da ki açlar, Filistin'de ölen bebekler, devam eden zulüm, insanın aklından çıkmıyor dünyada yaşananları da duyunca görünce... Bu yazacaklarımı bir çoklarınız biliyorsunuzdur ama yine de hatırlatalım insan ilişkileri üzerine değişik fokurdamalar bunlar. Aşağıda...
Kaynana çaydanlık gibidir fokur fokur kaynar. Gelin demlik gibidir sinsi sinsi demlenir. Oğlan bardak gibidir bir gelin doldurur, bir de kaynana. Görümce çay kaşığı gibidir, arada bir gelir ortalığı karıştırır gider. Çocuk, torun şeker gibidir ortalığı tatlandırır. Kayınpeder çay tabağı gibidir, okkalıca oturur... İşte böyle bir demlik kaynamasından başladık da nerelere geldik...