Geri Dönüşümlü Hayat
Zaman geçtikçe, aldığım nefeslerin farkına daha çok varmaya başladım. Havada hüzün koksa kederlenir, sevinç koksa şenlenir oldum. Bazen de kendimi tüm bu kokulardan korumak için kalkanlar geliştirdim. Saydam, ince ama dayanıklı kalkanlar. Bir parçam olan yalnızlığıma, gönüllü dost oldular. Rahatlattılar. Hüznü perdelediler kimi zaman, kimi zaman neşeyi korudular. İşte böyle.. gel zaman git zaman bir parçam oldular. Yalnızlığıma katılıp, yalnız bıraktılar beni. Yine benle baş başaydım. Lakin daha dayanıklı, daha gözü açık, daha ketumdum hayata karşı. Yeni bir ben türemişti. Yine bir ben. Kalıplara döktüğüm, zevklerden yoksun bıraktığım alelade okul günlerinden biriydi. Koridorlar, kişilik arayışı içindeki insanlarla dolup taşar, insanlar her gün bir önceki günle zıtlaşırcasına değişirdi. Bu değişimden koridorlar, dolayısıyla koridorda yürüyenler, yani tüm beyinler, tüm zaman etkilenirdi. Gözlerde küçümseme hakimiyetinde merak yaygındı. Son dönem modası. Ağır başlılıktı bu kimilerine göre. Kimilerine göre anlamsız bir iticilik. Dersin bitiş zili çalmıştı. Ağır bir kimya dersi sonrası, boğazın serinliği ihtiyacım olan tek şeydi. Dışarı çıktım. Rüzgar geldiğimi gördüğü anda yön değiştirdi. Yüzüme doğru esmeye başladı. Rahatlamıştım. Gittiği yere beni de götürsün istedim, onunla olmak, kalbimi onunla paylaşmak istedim. Bu düşünceler beynimden gözlerimin önüne akarken duraladım. Kalmalıydım, gidemezdim ki. Kalbimin sevdiği biri vardı. Aşkı ilk kez tatmıştı ve yine ilk kez atışları anlamlanmıştı. Kendini hissettiğini, her an hatırlatıyordu bana. O mutlu, onla olan mutluydu. Hem de çok mutlu. En azından o güne kadar.. Ben durdum ya, rüzgarda durdu. Birde zil çaldı üstüne. Ve bir titreşim. Kalbimin tam üstündeki cepte, telefonum vardı. Arayan benim bitanemdi. Kalbim onu anmıştı ve o da bunu hissetmiş olmalıydı. Hevesle aramayı kabul ettim. Telefonu kulağıma götürdüm. .. O, bugüne kadar sevdiğim tek kişiydi. Hiçbir insanı, hiçbir şekilde sevememiştim. Ne bir dostu, ne bir aileyi. Yalnızca onu sevmiştim. Ona hep iyi davranmıştım. Onun haricinde dünya yoktu, olamazdı benim için. Diğer tüm insanlar gelip geçici, bir o kalıcıydı. Tüm insanları kırabilir, silebilir, yok edebilirdim.Yeter ki o olsun, sadece o olsun yanımda. Ve zaten yaptım da. Kırdığım kalplerin sesleri kulağımda her daim çınlardı, hiç kulak asmazdım. Her gün arkamda yaşlı yürekler bırakır, bu kadar güçsüz oldukları için dönüp bakmaya değer görmezdim. Geldiler işte. Tüm o yürekler, kalpler geldiler. Hepsi bir bütün oldular ve aldılar en sevdiğimi. Bir aşk, ilk aşkım ?dön bak arkaya? cümlesiyle bitti. Ne bir neden, ne bir açıklama.. İşte o an anlamlandı her şey. Hayattaki her şey geri dönüşümlüymüş. Kırdığımız yüzünden kırılır, yok ettiğimizle yok olurmuşuz aslında. Fark etmesek dahi; hayat adaletliymiş.