Hiçbirşeylik
Soğuktu. En solgun tarafından uyandı. Her zaman ki gibi yine elini yüzünü yıkamama alışkanlığıyla bir rüzgar gibi koridorlarda dolandı. Neden bunu yapardı,neden uyandığında yalnızlığın kanat çırpmalarını duyaraktan başlardı yenilgiye karşı.Kahve poşetine doğru usulca yaklaştı.Kendini görünce ne tiksinçti sanki her şey yada takendisi. O çocukluktan beri taşıdığı tiksinçlikle sorguladı,acaba şuan bu ihtiyar orada hangi gözümü boyuyan ağaçla karşı karşıya.Neyseydi her şey.Bir sigara içti kahvaltısızlığın ardından.Her zamanki gibi yollara koyuldu.Sabahları içeri çekilen banklar,börekçi sesleri.Kalakalmıştı koşuşturmaların arasında,uzun cümlelerde kaybolan virgülleri gibi.O da biliyordu hiçbir şey olmadığını.Şu kız mesela önünden geçiyordu bir kaktüsün önünden geçer gibi.Mesela bir mağaza görse yüzünü kaçıp gidiyordu.O yollar bittiydi bir an.Birden ağzına Cemal Süreya şiiri takıldı.''Nasıl da unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini''...Gibi birkaç dize daha söyledi kalabalıklara.Yani kendisi ve yalnızlığı en kalabalık anıydı.Bir çiçeği sulamanın yorgunluğla kendini bir bara attı.Hiç bir şey içmedi.Saat kavramını unutmuştu o gün.Düşünmenin kendine en uygun olduğu bir gün.Gökyüzünden anlıyordu yelkovanla akrebin yan yana yukarıda birleşmelerini.Biraz saat on ikileri.Biraz karanlık,biraz kendisi,biraz sigarası,birazda kadınların yok olup gidişi gözler önünden.Şimdi bir bir düşüyordu adımları evlerin önüne sarkan ağaç dalları gibi.Bir bir yorgun kesildi bir ölüm korkusuyla.Yani her şeyin normal,kahvelerin aynı renkte,yıldızların kenarlı,sarışınların hala sarışın olduğu bir günde nasıl kesildi ölüm korkusu.Ölecek miydi neydi yoksa.Aman sekseni göreceğim daha düşüncesiyle kendini eve attı.Televizyondan bir ses,bir baş harf,bir soy ad ,giderek eksilmek...Duyuyordu her şeyi karanlıklara bakarken.Bir sigara yaktı aklına gelen ilk sorunun ardından.Sahiden ben neyim bu curcunada?