Karakolda Ayna Var
This piece was featured as the selection of the day on 27.08.2016.
Ne demek, elbette şikayetçiyiz Amirim, Dilerseniz olayı birde ben anlatayım. Vallahi bu mahallede bizi herkes tanır, kime sorsanız söyler, kime gösterseniz bilir; Bu mahallenin çocuğuyuz biz amirim yanlış olmasın yani. Mahallede hırlıyı, hırsızı, iti, uğursuzu, tinerciyi, sapığı, ahlaksızı, terbiyesizi biz yola getiririz, yani adalete teslim ederiz diyecektim amirim. Bizim kimsenin malında, mülkünde, parasında, pulunda, karısında, kızında, arında, namusunda gözümüz yok. Biz işinde gücünde sade vatandaşlarız amirim. Örneğin; Süleyman abi Baksanıza nur yüzlü mübarek, biraz iri kıyım ama cüssesine bakıp da aldanmayın amirim. Melek gibi bir ruhu tertemiz bir kalbi vardır, alkolü sigarası da yoktur. 35 yaşında evli barklı adam gibi adam. Ellerinizden öper bir kız bir erkek iki çocuk babasıdır kendisi, evinden işine giden, işinden evine gelen, hırlıya hırsıza, ite uğursuza bulaşmayan, konuya komşuya esnafa hal hatır soran, herkesin yardımına koşan, boş beleşi sevmeyen, bedavacılıktan nefret eden, arada yancılık yapan, Okeye dördüncü olan, bilardoyu iyi oynayan, altılıyı bir türlü tutturamayan bir abimiz. Hastası olanı hastaneye, derdi olanı meyhaneye, düğünü olana kirveliğe koşan, borç vermeyi seven verdiğini gözetmeyen, yediren içiren, derdimize deva, hastamıza şifa, borcumuza kefil olan tertemiz bir adam. Kimseye laf atmayan kendi yağında kavrulan, kafasını kaldırıp sağa sola bile bakmayan bir garip vatandaş Süleyman işte amirim. Ahmet deseniz ona keza melek gibi çocuk. Her zaman söylerim, oğlum Ahmet senin kanatların eksik be oğlum derim. O da mütevazı davranır yok be kardeşim o senin melekliğin der gülüşürüz. Bunu neden anlattıysam bilemedim şimdi, arada kafa gidiyor geliyor idare et amirim neyse. Ahmet le yaşıtız biz amirim, seneye askere gideceğiz ikimizde, gerçi Ahmet liseyi hala bitiremedi ama bu yıl son yılı inşallah bitirecek. Oğlan okumayı seviyor amirim okul hayatından kopamıyor, öğrencilik onun için bir yaşam tarzı, yaşam felsefesiymiş öyle diyor, bohem hayatı seviyormuş. Eh bizde öyle kabul ettik ne yapalım, çok temiz namuslu çocuktur Ahmet. Çocukluğumuz beraber geçti, beraber büyüdük biz bu mahallede, bir topun peşinde 20 kişi koşardık. Duvar üstünde oturup çekirdek çitler, beraber uçurtma yapıp uçururduk, arabaların arkasına takılır, evlerin zillerine basıp kaçardık, hatta yüzmeyi ve bisiklet kullanmayı aynı gün öğrendik, aynı kıza aşık olmuşluğumuz da var, ve o kız için ölümüne kavga etmişliğimiz. Daha sonra Kız kavga ettiğimizi duyunca ikimizden birini seçmesini söyledik, kız ikimizi de seçmedi. Gitti mahalleden başka biriyle çıkmaya başladı, biz gittik kıllığına çıktığı çocuğu dövdük, ikimizle de o saatten sonra ne çıktı ne konuştu, çocukluk işte. Bir süre sonrada mahalleden taşındılar gittiler zaten. Olay' da öyle kapandı gitti, son kavgamızdı o bizim, ondan sonra ne kavga ettik nede küstük. Anne baba ayrı, kardeşimdir Ahmet benim. Annesi babası da mübarek insanlardır hani, bir kere hacca gitmiş bir kerede umre yapmışlar, çok mübarek çok temiz insanlar çok. Vallahi ne yalan söyleyeyim kendi annem babam gibi severim ikisini de. Bana gelince amirim ben aşağı' ki mahalle' de esnaf İsmail' in oğluyum tanırsınız belki demir doğramacı. Benim' de öyle içkim kumarım, karıya kıza asılmak gibi bir hastalığım yoktur. Ama bizimde kendimize göre bir şeklimiz, duvarda resmimiz, Alemde ismimiz vardır. Sadece ben bu aralar sıkıntıdayım biraz amirim, sevdalandık bir hayırsıza, başımız belada gönlümüz darda. Birde ben bu aralar çalışmıyorum işsizim, oda sıkıntı yapıyor, evdekilerin dırdırı, hatunun vırvırı, parasızlık' da bir yandan, bunaldım sıkıldım attım kendimi dışarı. Biz her hafta Süleyman abi Ahmet ben buluşur, sosyalleşme adına ya bir şeyler yaparız, ya bir yerlere gideriz, ya da oturur dertleşiriz. Ben yine öyle bir şeyler yaparız diye aradım Süleyman abiyle Ahmet' i, mefhum-mahal' de buluşalım dedim. Süleyman abi kola almış, ben çekirdek getirdim, Ahmet te bisküvi almış gelmiş, oturduk parkın orada ki bankete. Biz zaten o parkın köşesindeki bankete otururuz hep, hem caddeye yakın hem parka. Yoldan gelip geçenlere bakarız, parkta oyun oynayan çocuklara seyrederiz, bazen tanıdık eş dost geçer selamlaşırız, oturur dertleşir sosyalleşir sonrada çeker gideriz evlerimize. Bir saat öncesine kadar her şey yine öyle olacak diye umuyorduk, Biz yine koyu bir muhabbetin içindeydik' ki, birinin bize seslendiğini duyduk. Kafamızı çevirip baktığımızda, cılız ufak tefek bir adam bize sesleniyordu, biz ilkin adres soruyor zannettik yanımıza yaklaşıp derdini anlatana kadar. Meğer kız arkadaşına birileri az önce laf atmış, onu soruyor siz mi attınız diye. Yok dedik birader biz neden laf atalım senin kız arkadaşına, oğlum kız arkadaşım siz atmışsınız diyor dedi, yahu birader bir yanlış anlaşılma olmasın, biz öyle çocuklar değiliz, kimsenin yanındaki kız arkadaşına laf atmayız, yani aslında biz kızlara laf atmayız, yanında senin olup olmaman önemli değil dedik. Bakın kız caddenin karşısında utancından arkasını dönmüş duruyor, atmışsınız işte LAN kız yalan mı söylüyor yani dedi. Bak, Süleyman abi iyidir hoştur ama bir kötü huyu vardır, LAN denmesinden nefret eder, Bunu söylemesiyle Süleyman abinin çocuğu yakasından tutup yerden kesmesi bir oldu, Süleyman abiye her şeyi de LAN deme. Tabi şalterler attı Süleyman abide, ne demek LAN sen kime LAN diyorsun, biz ayırmaya çalışıyoruz falan, çocuk daha çok tahrik ediyor Süleyman abiyi. Attınız mı? Atmadınız mı? LAN. Derken biz çocuğun etrafını ateş dansı yapan yerliler gibi sardık, çocuk tekrar sordu Attınız mı? Atmadınız mı? LAN. Süleyman abi attık LAN dedi. Abi ne yapıyorsun dedik biz kıza laf filan atmadık ki, ne diye adi bir suçu üstümüze alıyorsun. Siz karışmayın LAN dedi, böyle deyince bizde Süleyman abiyi yalnız bırakmama adına, he attık LAN dedik ne olacakmış, attık. Süleyman abi çocuğa hücum edince bizde ettik, çocuğa vurmak için değil amirim, Süleyman abinin elinden bir kaza çıkmasın diye, eli ağırdır dalyan gibi adam, Çocuğu elinden almak için. Bir çatara, çutara koptu ki, ne olduğunu anlayamadım bile, bir ara yıldırımlar çaktı yağmur filan derken, kendimi yerde buldum, her ayağa kalktığımda gerisin geriye yere oturuyordum, Süleyman abiyle Ahmet e baktım onlarda aynı şekilde ayağa kalkan düşüyordu. Bir ara Süleyman abi beraber saldıralım dedi, ikili saldırdık, üçlü saldırdık, tek tek saldırdık, arkasından döndük, önden kama şeklinde saldırdık, turan taktiği yaptık her taraftan saldırdık ne yaptıysak olmadı. Abartısız söylüyorum amirim 15 dakika adam bizi böyle evire çevire dövdü. Bitti mi? biter mi? Artık yerden kalkacak gücümüz kalmamıştı, Bir 15 dakik da adam bizi yerden kaldırıp kaldırıp dövdü, kaldırıp kaldırıp yere vurdu, sonunda adam da yorulmuş olacak ki durdu. Giderken sizi bir daha buralarda görmeyeceğim LAN dedi, Süleyman abinin tamam abi dediğini duydum, sonra kendimden geçmişim. Allah razı olsun esnaftan bizi öyle yol ortasında bırakmadı, kendime geldiğimde esnaf bizi sürükleyerek kaldırıma çekiyordu. Sonrasını biliyorsun işte amirim, polis filan geldi karakola ifade için getirildik. Ben sıcağı sıcağına olayın ciddiyetinin farkında değildim, sağ olsun iki memur arkadaş koluma girdilerde, karakolun içine kadar getirdiler ekip otosundan. Tam girişte boy aynasında gördüm kendimi, yahu bir insan evladı bu kadar dövülür mü? Yahu insan kafasına, kafasına bu kadar vurulur mu? Boynumu oynatamıyorum, üstümüzden tır geçti sanki. Hadi adam düştü kendi isteğiyle kalktı dövdün, kaldırıp, kaldırıp yere çalmak nedir yahu, bayılan adamı ayıltıp dövmek nedir yahu, insan insana bu ayıbı yapmamalı. Süleyman abiye bak adam ağızını açıp konuşamıyor bile 3 dişi kırılmış. Ahmet in sağ kaburgaları ezilmiş herhalde, sol tarafına uzanmış baygın yatıyor. Ben beyin kanaması geçiriyorum galiba, midem bulanıyor başım dönüyor ayakta duracak halim yok, yoksa yatarak size ifade vermek istermiyim hiç amirim. En zoruma gidende nedir bak, karakola girerken gördüm duydum, bizi döven çocuğun sevgili kimmiş bildiniz mi?, bizim çocukken aşık olduğumuz kız, ikimizden birini seçmesi için mecbur ettiğimiz kız, şimdi kafama aldığım darbelerden dolayı kızın adını tam olarak hatırlayamıyorum, ama o kız işte. Komik olansa bizi döven o ufak tefek tıfıl kimmiş bildiniz mi? Bilemezsiniz, bu kızın çocukken bizi seçmediği için kıllığına dövdüğümüz sevgilisi var ya oymuş, onunda adını şuanda tam olarak hatırlayamıyorum, üstelik milli boksörmüş, ay güleceğim gülemiyorum, ama adamın hakkını vermek lazım temiz maç çıkardı. Amirim rica etsem bize bir ambulans çağıra bilirmisiniz gözlerim kararıyor da ........